İnsanlardan çok kendimle konuşuyorum.

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan TürkBeyi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Görüntüleme 802

TürkBeyi

Kükreyin kurtlar, dağlar inlesin!
Katılım
28 Ekim 2017
Mesajlar
91
Elmaslar
132
Puan
0
Yaş
25
Konum
Türkiye
Evet, bu doğru. Bu mesajı yazarken de kendimle konuşarak yazıyorum, emin olabilirsiniz. Öncelikle kendimden bahsedeyim. Küçüklüğümden beri hep kendimi yukarıda görüyorum. Benim düşüncelerimin, zeka seviyemin herkesten üstün olduğuna inanırım. İnsanların yaptığı şeyler bana aşırı aptalca geliyor. İnsanlar hayatın kölesi olmuş gibi geliyor bana. Orta okulda her sene 99.9 ortalaması olan iyi bir öğrenciydim. Kendime çok güveniyordum, öğretmenleri yüzüne karşı eleştirecek kadar güveniyordum hemde. Elbette ne kadar başarılı olursam olayım sırf bu sebeplerden dolayı sevilmiyordum. Sürekli üzerime gelindi, haksızlık yapıldı ve sonunda istedikleri oldu. İyice kendi içime çöktüm, ve başarımda çok düştü. Başarım düşünce iyice göze batmaya başladım ve o sene yaklaşık 13 kere disiplin kuruluna çıktım. Gülerek girip gülerek çıkıyordum çünkü hakkımda kötü bir karar vereceklerini de düşünmüyordum, veremediler zaten. Bir gün bir olay olmuştu çok iyi hatırlıyorum ve hayatımın en kötü anlarından birisiydi. Vücudum spora çok yatkın, futbol oynamayı çok severim. Bahçede futbol oynarken önüme avucum büyüklüğünde asfalta yapılmış taş çıktı takıldım ve düştüm. Ayak bileğim, bacağım, belim ve sol kolum çok ağrıyordu. Ağlamak istemesem de vücudum zorla damla damla göz yaşı döküyordu. Bilmiyorum, ben mi bahtsızım acaba? Tam o ders sonu deneme sınavı yapılacaktı. Müdür yardımcısının yanına gittim ve hocam ben düştüm, eve gitmek istiyorum dedim. Yanıma hararetle girdi. Ben eve nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Babam çalışıyordu, annem ise yeni ameliyat olmuştu, evde yatıyordu. Tam o sırada bana bir tokat vurdu. O tokadı asla unutmuyorum. İnsanlardan ikinci kez nefret etmemi ve onları kendimden aşağı görmemi sağlayan tokattı. Bana aynen "Geri zekalı sınıfına çık ve sınava gir yoksa seni çok kötü döverim." dedi. Bende sınıfa çıktım fakat ağrıdan duramıyordum. Sonra olayın ciddiyetini anlayıp babamı çağırdılar. Babamda uzak bir mesafeden işten izin alıp geldi. Direk hastaneye gittik ve ayak bileğimde 3 belimde 4 sol kolumda 3 tane kırık çıktı. Kırıkları tek tek çatır çutur yerine oturttular. Eve gidince babamın yardımıyla kendimi yatağa attım. Babam okula gitti ve müdür yardımcısına neden böyle yaptığını sordu. Oda anlamsız, basit bir özürle babamı tekrar bana gönderdi. Sanki o özürün bir değeri vardı... Bunlar size basit gelebilir ama yaşadığım en kötü olaylardı. Arkadaşlarım benden uzak duruyor herkes beni bela olarak görüyordu. Son zamanlarda ailem bile artık benden umudu kesmişti. Ama ben hiç bir şey yapmamıştım. Hayatımı değiştiren iki kişi var. İngilizce öğretmeni olacak kadın ve müdür yardımcısı makamında olduğuna inanılmayacak alçak adam. O günden beri insanlara asla güvenmiyorum, onları kendimden aşağı görüyorum. Bir olay olunca adeta beynimle konuşuyorum, onunla ne karar verirsek onu yapıyorum. Herkesin gözünde değişik bir insanım. Artık bela olarak görmüyorlar, kimseye zarar vermeyeceğimi biliyorlar sadece değişik birisi olarak görüyorlar ve uzak duruyorlar.

Küçük yaşta yaşadığınız şeyler emin olun hayatınızı değiştiriyor.

Şimdi size soruyorum sorun bende mi yoksa sizde mi?
 
Bende sana katılıyorum. bu devir insanlara güvenilmeyen bir devir oldu. Sadece oyun için söylemiyorum oyunda para atınca karşıdaki oyuncunun dolandırması bir moral bozuyor. ama sen bunu yaparsan hoşuna gidiyor. ben hiçbir zaman dolandırmadım hep verdim dedim insanlar buna nasıl kalkışabiliyor. şaşırıyordum ben dünyanın en iyi insanlı olarak görüyordum kendimi. böyle hiçbir kötülük yapmadım. oyun içinde birisi birisinin annesine küfür ederse ona özelden birşeyler yazıyordum özür diliyordu falan. yani insanlar nasıl birşeye dönüştü farkında değilim.
Tek sen değilsin Arkandayz (:
 
Emin ol ki o arkadaşlar hiçbir işe yaramayacaklar. Ben küçükken çok suskundum, birisi bir konu açmadıkça kimse ile konuşmaz ve birisi beni çağırmadıkça yerimden kıpırdamazdım. bunun sebepleri küçükken yaşadığım bazı olaylardı. Ardından ortaokul yıllarında hafiften açılmaya çalıştım, anneannem o sırada vefat etti. Bende kendimi tekrardan içime kapattım. Ortaokul yıllarımda hep bilgisayardaydım, hiçbir şekilde etrafım ile ilgilenmiyor ve derslerime çalışmıyordum. Ancak kendi kendime konuşuyor ve bilgisayarda kodlama üzerine ilerliyordum.

Lise 1 yıllarında kendime geldim ve çalışmaya başladım. Hâla daha çalışıyor ve kitap okuyorum. Kitap okumak gerçekten insan beynini geliştiriyor.
Kendi kendine konuştuğun için kendini kötü hissediyorsan inan ki birçok kişi kendi kendine konuşuyor ve kendini en iyi sanıyor. Yalnızlığa gelirsek takma. Einstain'in şu sözü aklına gelsin her yalnız kaldığında.

"Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma, bana da geri zekâlı dediler, atomu parçalayıp ellerine verdim. "

Bu sözü çok severim; çalışmayan, deliren ve içine kapanık insanların ne kadar zeki olduklarını ve neler yapabileceklerini anlatıyor.

Diyeceğim o dur ki şuanda seni istemeyen kitleyi takma. İleride oradan gittiğinde hiçbirini bir daha görmeyeceksin, belki bir gün karşına çıkarlarsa o zaman sen onları ezeceksin. ;)
 
Emin ol ki o arkadaşlar hiçbir işe yaramayacaklar. Ben küçükken çok suskundum, birisi bir konu açmadıkça kimse ile konuşmaz ve birisi beni çağırmadıkça yerimden kıpırdamazdım. bunun sebepleri küçükken yaşadığım bazı olaylardı. Ardından ortaokul yıllarında hafiften açılmaya çalıştım, anneannem o sırada vefat etti. Bende kendimi tekrardan içime kapattım. Ortaokul yıllarımda hep bilgisayardaydım, hiçbir şekilde etrafım ile ilgilenmiyor ve derslerime çalışmıyordum. Ancak kendi kendime konuşuyor ve bilgisayarda kodlama üzerine ilerliyordum.

Lise 1 yıllarında kendime geldim ve çalışmaya başladım. Hâla daha çalışıyor ve kitap okuyorum. Kitap okumak gerçekten insan beynini geliştiriyor.
Kendi kendine konuştuğun için kendini kötü hissediyorsan inan ki birçok kişi kendi kendine konuşuyor ve kendini en iyi sanıyor. Yalnızlığa gelirsek takma. Einstain'in şu sözü aklına gelsin her yalnız kaldığında.

"Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma, bana da geri zekâlı dediler, atomu parçalayıp ellerine verdim. "

Bu sözü çok severim; çalışmayan, deliren ve içine kapanık insanların ne kadar zeki olduklarını ve neler yapabileceklerini anlatıyor.

Diyeceğim o dur ki şuanda seni istemeyen kitleyi takma. İleride oradan gittiğinde hiçbirini bir daha görmeyeceksin, belki bir gün karşına çıkarlarsa o zaman sen onları ezeceksin. ;)

Onlar beni ezemez ki zaten, ben onlardan kendimi üstün gördüğüm için psikolojik olarak etkilenmiyorum dostum.
 
Evet, bu doğru. Bu mesajı yazarken de kendimle konuşarak yazıyorum, emin olabilirsiniz. Öncelikle kendimden bahsedeyim. Küçüklüğümden beri hep kendimi yukarıda görüyorum. Benim düşüncelerimin, zeka seviyemin herkesten üstün olduğuna inanırım. İnsanların yaptığı şeyler bana aşırı aptalca geliyor. İnsanlar hayatın kölesi olmuş gibi geliyor bana. Orta okulda her sene 99.9 ortalaması olan iyi bir öğrenciydim. Kendime çok güveniyordum, öğretmenleri yüzüne karşı eleştirecek kadar güveniyordum hemde. Elbette ne kadar başarılı olursam olayım sırf bu sebeplerden dolayı sevilmiyordum. Sürekli üzerime gelindi, haksızlık yapıldı ve sonunda istedikleri oldu. İyice kendi içime çöktüm, ve başarımda çok düştü. Başarım düşünce iyice göze batmaya başladım ve o sene yaklaşık 13 kere disiplin kuruluna çıktım. Gülerek girip gülerek çıkıyordum çünkü hakkımda kötü bir karar vereceklerini de düşünmüyordum, veremediler zaten. Bir gün bir olay olmuştu çok iyi hatırlıyorum ve hayatımın en kötü anlarından birisiydi. Vücudum spora çok yatkın, futbol oynamayı çok severim. Bahçede futbol oynarken önüme avucum büyüklüğünde asfalta yapılmış taş çıktı takıldım ve düştüm. Ayak bileğim, bacağım, belim ve sol kolum çok ağrıyordu. Ağlamak istemesem de vücudum zorla damla damla göz yaşı döküyordu. Bilmiyorum, ben mi bahtsızım acaba? Tam o ders sonu deneme sınavı yapılacaktı. Müdür yardımcısının yanına gittim ve hocam ben düştüm, eve gitmek istiyorum dedim. Yanıma hararetle girdi. Ben eve nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Babam çalışıyordu, annem ise yeni ameliyat olmuştu, evde yatıyordu. Tam o sırada bana bir tokat vurdu. O tokadı asla unutmuyorum. İnsanlardan ikinci kez nefret etmemi ve onları kendimden aşağı görmemi sağlayan tokattı. Bana aynen "Geri zekalı sınıfına çık ve sınava gir yoksa seni çok kötü döverim." dedi. Bende sınıfa çıktım fakat ağrıdan duramıyordum. Sonra olayın ciddiyetini anlayıp babamı çağırdılar. Babamda uzak bir mesafeden işten izin alıp geldi. Direk hastaneye gittik ve ayak bileğimde 3 belimde 4 sol kolumda 3 tane kırık çıktı. Kırıkları tek tek çatır çutur yerine oturttular. Eve gidince babamın yardımıyla kendimi yatağa attım. Babam okula gitti ve müdür yardımcısına neden böyle yaptığını sordu. Oda anlamsız, basit bir özürle babamı tekrar bana gönderdi. Sanki o özürün bir değeri vardı... Bunlar size basit gelebilir ama yaşadığım en kötü olaylardı. Arkadaşlarım benden uzak duruyor herkes beni bela olarak görüyordu. Son zamanlarda ailem bile artık benden umudu kesmişti. Ama ben hiç bir şey yapmamıştım. Hayatımı değiştiren iki kişi var. İngilizce öğretmeni olacak kadın ve müdür yardımcısı makamında olduğuna inanılmayacak alçak adam. O günden beri insanlara asla güvenmiyorum, onları kendimden aşağı görüyorum. Bir olay olunca adeta beynimle konuşuyorum, onunla ne karar verirsek onu yapıyorum. Herkesin gözünde değişik bir insanım. Artık bela olarak görmüyorlar, kimseye zarar vermeyeceğimi biliyorlar sadece değişik birisi olarak görüyorlar ve uzak duruyorlar.

Küçük yaşta yaşadığınız şeyler emin olun hayatınızı değiştiriyor.

Şimdi size soruyorum sorun bende mi yoksa sizde mi?
İnsanlar hayatta ne yapacaklarını bilmeden yaşıyorlar. Doğuyorsun ondan sonra ne yapacaksın? Ülkeyi mi geliştireceksin hele Türkiyeyi mi?
İmkansız. Bu seçenek gitti. Okumak ve meslek sahibi mi olmak istiyorsun hem de adam akıllı mı? Bunu zaten elemeliyiz baştan. Aile mi kurmak istiyorsun seçeneklerden biri ışık yaktı. Ama bu zamanda aile kuracak düzgün bir eş bulmak çok çok daha zor. Benim koluma 3 platin takıldı dostum. 3 tane demir. Annem beni pansumana götürüyor. Saat 7:30 gibi dönüyoruz. Ailevi bir mesele ama dertleşmek ister isen anlatabilirim burdan sonrasını kendin tahmin et ailevi dediğime göre neler oluyor aklına normal şeyler gelecek ama hayat herkese o normal şeyleri yaşatmıyor işte. Dostum inan ki bu hayatta ya güzel şeyleri yaşayarak acı çekeceksin ya da kötü şeyleri yaşayarak mutlu olmaya çalışacaksın.
Eğer o kadar başarılı isen git olimpiyatlara katıl. Ben şu an o işler ile uğraşıyorum. Son zamanlarda ise kendi buluşum var onun ile uğraşıyorum.
Bazı öğretmenlerimin yardımı ile. Ha bu arada MEB'e şikayet et o müdürü gene bir tane daha. Bitmiyorlar böyle. Ondan sonra okuyun çalışın baştakiler adam olsa okunulacak bir ülkemiz olsa. Benim diyeceklerim bu kadar eğer dertleşmek ister isen discord adresim yan panelde bulunmakta.
 

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl
Üst