Hikaye STEVE: Her son bir başlangıçtır | EPİSODE 1

atasci's

Stay in alive: Her şey güzel olacak
Katılım
18 Mart 2023
Mesajlar
648
Çözümler
1
Elmaslar
317
Puan
5.845
Yaş
18
Konum
Nether

Discord:

atasci

Selamlar, Bu konuda sizlere önceki bölünün devamı sizlerle olacak. Umarım beğenirsiniz <3

Önceki Bölüm:



CHAPTER 1 — EVE DÖNÜŞ



1.1 — Anılar

Steve gözlerini açtığında güneş çoktan yükselmişti ve yüzüne vuran sıcaklık, içindeki boşluk hissiyle garip bir tezat oluşturuyordu; dış dünya huzurluydu ama onun zihni hâlâ parçalanmış gibiydi.

Yavaşça doğruldu, ellerine baktı.

“Ben… kimim…” diye mırıldandı, sesi kararsızdı ama tamamen boş da değildi.

Ayağa kalktı ve birkaç adım attı.

Rüzgâr yüzüne vurdu.

Ve o anda…

Zihninde bir şey kırıldı.

Steve bir anda durdu, nefesi kesildi.

Ellerini başına götürdü.

“Hayır… bekle…”

Dizlerinin üzerine çöktü.

Görüntüler hızla geri geliyordu:

Köy…

Ailesi…

Yıkım…

Ve o.

Steve dişlerini sıktı.
“Herobrine…”

Yavaşça ayağa kalktı.

“Ve bu sefer… hazır olacağım.”





1.2 — Sıfırdan Başlangıç

Steve aşağı baktığında üzerinde hiçbir şey olmadığını fark etti; ne zırh, ne silah, ne de onu koruyacak herhangi bir ekipman vardı, sanki buraya atılırken sahip olduğu her şey ondan koparılmıştı.

Derin bir nefes aldı.

“Güzel… sıfırdan başlıyoruz.”

Etrafına baktı ve en yakın ağaca yürüdü.

Yumruğunu gövdeye indirdi.

“Zaman kaybetmek yok.”

Odun parçaları yere düştü.

Steve hızlıydı, düşünmeden hareket ediyordu; sanki bu hareketler kas hafızasına kazınmıştı.

Kendi kendine konuşuyordu:
“Önce barınak… sonra yiyecek… sonra silah… sırayla.”

Dakikalar içinde odun topladı, basit bir çalışma masası yaptı, ilkel aletlerini oluşturdu.

Güneş yavaşça batmaya başlarken Steve kulübesinin son bloğunu yerleştirdi.

Kapıyı kapattı, içeri geçti ve sırtını duvara yasladı.

Derin bir nefes aldı ve gözleri yavaştan kapamnaya başladı... Belki de uzun süre sonra ilk defa rahat ve güvenli bir uyku geçirecekti.

“İlk gün… bitti.”

Ertesi gün Steve erkenden kalktı; artık düşünmüyordu, plan yapıyordu.

Kapıyı açarken mırıldandı:
“Bugün daha hızlı olmalıyım.”

İlk işi yemek bulmaktı.

Ormanda ilerlerken bir tavuk gördü.

Durdu.

“Üzgünüm…”

Hızlı bir hamleyle avladı.

“Hayatta kalmak için…”

Odun topladı, ateş yaktı, yemeğini pişirdi.

Yemek yerken gözlerini etrafa gezdirdi.

“Savunmasız kalmamam lazım.”

Yemeğini bitirir bitirmez kazmaya başladı.

Toprak parçalandı.

Taş ortaya çıktı.

Steve hafifçe gülümsedi.
“İşte bu.”

Taş aletler yaptı.

Sonra kendi kendine konuştu:
“Demir bulmam lazım… yoksa ilerleyemem.”

Saatlerce kazdı.

Akşam olduğunda yorgundu ama gözleri kararlıydı.

Kulübesine döndü.

Ateşi yaktı.

Ve sessizce şunu söyledi:

“Güçleniyorum…”





1.3 — Zombiler

Gece çöktüğünde sesler tekrar başladı.

Ama bu sefer Steve saklanmadı.

Kapının yanında durdu.

Dışarıdan gelen zombilerin homurtuları netti.

Steve kılıcını eline aldı.

“Artık kaçmayacağım.”

Kapıyı açtı.

Bir zombi üzerine yürüdü.

Steve geri çekilmedi.

Tam zamanında hamle yaptı.

Zombi yere düştü.

Arkasından bir tane daha geldi.

Steve hızlıydı.

Soğukkanlıydı.

Nefes nefese kaldığında etraf sessizleşmişti.

Etrafına baktı.

Etrafta hiç zombi kalmamıştı...

Ve kapıyı kapatmadan önce ekledi:

“Bu dünya… beni yenemeyecek.”





1.4 — Sadık Dost

Birkaç gün sonra ormanda ilerlerken bir kurtla karşılaştı.

Kurt hareketsiz duruyordu ama gözleri Steve’in üzerindeydi.

Steve yavaşladı.

“Tamam… sakin…”

Dizlerinin üzerine çöktü, yavaşça konuştu:

“Bak… ben senin düşmanın değilim, anladın mı? Sadece yoluma devam etmeye çalışıyorum… tıpkı senin gibi.”

Cebinden bir kemik çıkardı.

“Elimde sadece bu var… ama paylaşabilirim.”

Kurt birkaç saniye bekledi.

Sonra yaklaştı.

Kemiği aldı.

Steve hafifçe gülümsedi.
“Güzel… anlaşabiliyoruz demek.”

Kurt gitmedi.

Steve ayağa kalktı.
“Gelmek istiyorsan… gelebilirsin.”

Kurt onunla yürümeye başladı.

Steve içinden geçirdi:
“Yalnız değilim artık…”





1.5 — Beyaz Kedi

Steve ormanda odun topluyordu...

Yanında ki köpeği bir anda kulaklarını dikti.

Gerginleşti.

Sonra koşmaya başladı.

“Hey! Nereye gidiyorsun?!”

Steve peşinden koştu.

Ağaçların arasından beyaz bir gölge geçti.

Bir kedi.

Kurt onu kovalıyordu.

Steve kediye acıdı ve köpeğini durdumak için arkasından koştu...

Steve bağırdı:
“Dur! Onu yakalama!”

Koşarken bir şey fark etti.

Kedinin boynunda pembe bir tasma vardı.

Steve'in gözleri büyüdü.

“Bu… evcil…”

Nefesi hızlandı.

“Demek ki… yalnız değilim.”





1.6 — Göl Kenarındaki Kız

Steve'in adımlarını yavaşlatmıştı.

Kedi onu bir yere götürüyordu.

Orman açıldı.

Bir göl ortaya çıktı.

Ve orada biri vardı.

Sarı ve turuncu karışımı saçları beline kadar uzanan ve yeşil giysileri olan masum görünümlü bir kız oradaydı.

Sessizce oturmuş, oltasını suya bırakmıştı.

Steve fısıldadı:
“Gerçekten biri…”

Bir adım attı.

Dal kırıldı.

“Çıt.”

O kişi anında döndü.

Yayını doğrulttu.

“Olduğun yerde kal!” dedi kız, sesi net ve kontrollüydü ama içinde saklı bir gerginlik vardı.

Steve hemen ellerini kaldırdı.
“Tamam, tamam… sakin ol, lütfen. Sana zarar vermek gibi bir niyetim yok, sadece…”

Alex yayını sıkı bir şekilde tuttu.
"Seni öldürebilirim..."

Steve Durdu.
“…sadece başka birini görmeyi beklemiyordum.”

Alex gözlerini kısmıştı.
“Bu dünyada kimse kimseyi beklemez, herkes öldü. Belkide biraz sonra sende...”

Steve hafifçe başını salladı.
“Sakin ol! Ben de birini görmeyi beklemiyordum… ama karşılaştık yani.”





1.7 — Kalp

Alex hâlâ yayı indirmemişti.

Steve yavaşça konuştu:
“Bak… tek başımayım. Ne olduğunu tam bilmiyorum ama… bir şeyler oldu. Büyük bir şey. Ve sen de bunu biliyorsun gibi görünüyorsun.”

Alex birkaç saniye sustu.

Sonra yavaşça konuştu:
“Sen… onu görmedin mİ?”

Steve gözlerini kaçırmadı.
“Evet gördüm.”

Sessizlik.

Rüzgâr hafifçe esti.

Alex yavaşça yayı indirdi.

“Onunla karşılaşıp yaşaman imkansız, sana güvenmiyorum...”

Steve bir adım attı ama temkinliydi.
“Beni neden sağ bıraktığını bilmiyorum, Çok uzaklara sürdü beni... başka bir boyuta attı beni ve ailemi ölürdü.”

Alexin yüz ifadesi değişti.

Steve dikkatle baktı.
“Ne oldu bu dünyaya? Neden kimse yok?”

Alex doğrudan cevap vermedi.

Sadece Steve’e baktı.

Uzun uzun.

Alex'in içinde bir his oluştu.
"O farklı biri... Ona güvenmelimiyim?"

Sanki onu analiz ediyordu.

Sonra yavaşça söyledi:
"O herkesi öldürdü, HERKES ÖLDÜ!"

Ses tonunu değiştirip ekledi:
"Ben ailemin evinin kalıntıları altında kaldım o benim öldüğümü düşündü ama gördüğün gibi hayattayım.."

Steve ona üzülmüştü çünkü aynı acıları o da yaşadı...
"Onu öldürücem ve ailemin intikamını alıcam!"

Alex küçümseyici bir bakış yaptı ve ekledi:
"Elinde ki kılıçla onu öldürebileceğini mi düşünüyorsun?" dedi ve güldü.

Steve "Herobrineyi yok edicem." dedi.

Alex devam etti:

“Çoğu kişi onun adını bile duyduğunda korkudan donardı… ama sen korkmuyorsun.”

Steve hafifçe başını yana eğdi.
“Korkuyorum.”

Kısa bir duraksama.

“Ama kaçmayacağım, Bunu başaracağım... sonucunda ölüm olsa bile!”

Alex’in bakışları değişti.

Bu sefer daha dikkatliydi.

Daha ilgili.

“İlginç…” dedi yavaşça.

Sonra göle baktı.

“Eğer gerçekten hayatta kalmak istiyorsan…”

Durdu.

“…burada tek başına yapamazsın.”

Steve kısa bir an düşündü.

Sonra cevap verdi:

“Ben zaten tek başıma yaşamıyordum.”

Köpek yanına geldi.

Alex hafifçe gülümsedi.

Alex gülünce Steve'nin kalbinde garip bir his oldu... Galiba ona karşı bir şeyler hissediyordu.

“Anlaşılan artık iki kişisiniz.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Alex yavaşça ekledi:
“Belki de artık… dört.” dedi ve güldü.


Hikaye episode 2 ile devam edecektir...
↓ ↓ ↓

 
Son düzenleme:
Selamlar, Bu konuda sizlere önceki bölünün devamı sizlerle olacak. Umarım beğenirsiniz <3

CHAPTER 1 — EVE DÖNÜŞ




1.1 — Anılar

Steve gözlerini açtığında güneş çoktan yükselmişti ve yüzüne vuran sıcaklık, içindeki boşluk hissiyle garip bir tezat oluşturuyordu; dış dünya huzurluydu ama onun zihni hâlâ parçalanmış gibiydi.

Yavaşça doğruldu, ellerine baktı.

“Ben… kimim…” diye mırıldandı, sesi kararsızdı ama tamamen boş da değildi.

Ayağa kalktı ve birkaç adım attı.

Rüzgâr yüzüne vurdu.

Ve o anda…

Zihninde bir şey kırıldı.

Steve bir anda durdu, nefesi kesildi.

Ellerini başına götürdü.

“Hayır… bekle…”

Dizlerinin üzerine çöktü.

Görüntüler hızla geri geliyordu:

Köy…

Ailesi…

Yıkım…

Ve o.

Steve dişlerini sıktı.
“Herobrine…”

Yavaşça ayağa kalktı.

“Ve bu sefer… hazır olacağım.”





1.2 — Sıfırdan Başlangıç

Steve aşağı baktığında üzerinde hiçbir şey olmadığını fark etti; ne zırh, ne silah, ne de onu koruyacak herhangi bir ekipman vardı, sanki buraya atılırken sahip olduğu her şey ondan koparılmıştı.

Derin bir nefes aldı.

“Güzel… sıfırdan başlıyoruz.”

Etrafına baktı ve en yakın ağaca yürüdü.

Yumruğunu gövdeye indirdi.

“Zaman kaybetmek yok.”

Odun parçaları yere düştü.

Steve hızlıydı, düşünmeden hareket ediyordu; sanki bu hareketler kas hafızasına kazınmıştı.

Kendi kendine konuşuyordu:
“Önce barınak… sonra yiyecek… sonra silah… sırayla.”

Dakikalar içinde odun topladı, basit bir çalışma masası yaptı, ilkel aletlerini oluşturdu.

Güneş yavaşça batmaya başlarken Steve kulübesinin son bloğunu yerleştirdi.

Kapıyı kapattı, içeri geçti ve sırtını duvara yasladı.

Derin bir nefes aldı ve gözleri yavaştan kapamnaya başladı... Belki de uzun süre sonra ilk defa rahat ve güvenli bir uyku geçirecekti.

“İlk gün… bitti.”

Ertesi gün Steve erkenden kalktı; artık düşünmüyordu, plan yapıyordu.

Kapıyı açarken mırıldandı:
“Bugün daha hızlı olmalıyım.”

İlk işi yemek bulmaktı.

Ormanda ilerlerken bir tavuk gördü.

Durdu.

“Üzgünüm…”

Hızlı bir hamleyle avladı.

“Hayatta kalmak için…”

Odun topladı, ateş yaktı, yemeğini pişirdi.

Yemek yerken gözlerini etrafa gezdirdi.

“Savunmasız kalmamam lazım.”

Yemeğini bitirir bitirmez kazmaya başladı.

Toprak parçalandı.

Taş ortaya çıktı.

Steve hafifçe gülümsedi.
“İşte bu.”

Taş aletler yaptı.

Sonra kendi kendine konuştu:
“Demir bulmam lazım… yoksa ilerleyemem.”

Saatlerce kazdı.

Akşam olduğunda yorgundu ama gözleri kararlıydı.

Kulübesine döndü.

Ateşi yaktı.

Ve sessizce şunu söyledi:

“Güçleniyorum…”





1.3 — Zombiler

Gece çöktüğünde sesler tekrar başladı.

Ama bu sefer Steve saklanmadı.

Kapının yanında durdu.

Dışarıdan gelen zombilerin homurtuları netti.

Steve kılıcını eline aldı.

“Artık kaçmayacağım.”

Kapıyı açtı.

Bir zombi üzerine yürüdü.

Steve geri çekilmedi.

Tam zamanında hamle yaptı.

Zombi yere düştü.

Arkasından bir tane daha geldi.

Steve hızlıydı.

Soğukkanlıydı.

Nefes nefese kaldığında etraf sessizleşmişti.

Etrafına baktı.

Etrafta hiç zombi kalmamıştı...

Ve kapıyı kapatmadan önce ekledi:

“Bu dünya… beni yenemeyecek.”





1.4 — Sadık Dost

Birkaç gün sonra ormanda ilerlerken bir kurtla karşılaştı.

Kurt hareketsiz duruyordu ama gözleri Steve’in üzerindeydi.

Steve yavaşladı.

“Tamam… sakin…”

Dizlerinin üzerine çöktü, yavaşça konuştu:

“Bak… ben senin düşmanın değilim, anladın mı? Sadece yoluma devam etmeye çalışıyorum… tıpkı senin gibi.”

Cebinden bir kemik çıkardı.

“Elimde sadece bu var… ama paylaşabilirim.”

Kurt birkaç saniye bekledi.

Sonra yaklaştı.

Kemiği aldı.

Steve hafifçe gülümsedi.
“Güzel… anlaşabiliyoruz demek.”

Kurt gitmedi.

Steve ayağa kalktı.
“Gelmek istiyorsan… gelebilirsin.”

Kurt onunla yürümeye başladı.

Steve içinden geçirdi:
“Yalnız değilim artık…”





1.5 — Beyaz Kedi

Steve ormanda odun topluyordu...

Yanında ki köpeği bir anda kulaklarını dikti.

Gerginleşti.

Sonra koşmaya başladı.

“Hey! Nereye gidiyorsun?!”

Steve peşinden koştu.

Ağaçların arasından beyaz bir gölge geçti.

Bir kedi.

Kurt onu kovalıyordu.

Steve kediye acıdı ve köpeğini durdumak için arkasından koştu...

Steve bağırdı:
“Dur! Onu yakalama!”

Koşarken bir şey fark etti.

Kedinin boynunda pembe bir tasma vardı.

Steve'in gözleri büyüdü.

“Bu… evcil…”

Nefesi hızlandı.

“Demek ki… yalnız değilim.”





1.6 — Göl Kenarındaki Kız

Steve'in adımlarını yavaşlatmıştı.

Kedi onu bir yere götürüyordu.

Orman açıldı.

Bir göl ortaya çıktı.

Ve orada biri vardı.

Sarı ve turuncu karışımı saçları beline kadar uzanan ve yeşil giysileri olan masum görünümlü bir kız oradaydı.

Sessizce oturmuş, oltasını suya bırakmıştı.

Steve fısıldadı:
“Gerçekten biri…”

Bir adım attı.

Dal kırıldı.

“Çıt.”

O kişi anında döndü.

Yayını doğrulttu.

“Olduğun yerde kal!” dedi kız, sesi net ve kontrollüydü ama içinde saklı bir gerginlik vardı.

Steve hemen ellerini kaldırdı.
“Tamam, tamam… sakin ol, lütfen. Sana zarar vermek gibi bir niyetim yok, sadece…”

Alex yayını sıkı bir şekilde tuttu.
"Seni öldürebilirim..."

Steve Durdu.
“…sadece başka birini görmeyi beklemiyordum.”

Alex gözlerini kısmıştı.
“Bu dünyada kimse kimseyi beklemez, herkes öldü. Belkide biraz sonra sende...”

Steve hafifçe başını salladı.
“Sakin ol! Ben de birini görmeyi beklemiyordum… ama karşılaştık yani.”





1.7 — Kalp

Alex hâlâ yayı indirmemişti.

Steve yavaşça konuştu:
“Bak… tek başımayım. Ne olduğunu tam bilmiyorum ama… bir şeyler oldu. Büyük bir şey. Ve sen de bunu biliyorsun gibi görünüyorsun.”

Alex birkaç saniye sustu.

Sonra yavaşça konuştu:
“Sen… onu görmedin mİ?”

Steve gözlerini kaçırmadı.
“Evet gördüm.”

Sessizlik.

Rüzgâr hafifçe esti.

Alex yavaşça yayı indirdi.

“Onunla karşılaşıp yaşaman imkansız, sana güvenmiyorum...”

Steve bir adım attı ama temkinliydi.
“Beni neden sağ bıraktığını bilmiyorum, Çok uzaklara sürdü beni... başka bir boyuta attı beni ve ailemi ölürdü.”

Alexin yüz ifadesi değişti.

Steve dikkatle baktı.
“Ne oldu bu dünyaya? Neden kimse yok?”

Alex doğrudan cevap vermedi.

Sadece Steve’e baktı.

Uzun uzun.

Alex'in içinde bir his oluştu.
"O farklı biri... Ona güvenmelimiyim?"

Sanki onu analiz ediyordu.

Sonra yavaşça söyledi:
"O herkesi öldürdü, HERKES ÖLDÜ!"

Ses tonunu değiştirip ekledi:
"Ben ailemin evinin kalıntıları altında kaldım o benim öldüğümü düşündü ama gördüğün gibi hayattayım.."

Steve ona üzülmüştü çünkü aynı acıları o da yaşadı...
"Onu öldürücem ve ailemin intikamını alıcam!"

Alex küçümseyici bir bakış yaptı ve ekledi:
"Elinde ki kılıçla onu öldürebileceğini mi düşünüyorsun?" dedi ve güldü.

Steve "Herobrineyi yok edicem." dedi.

Alex devam etti:

“Çoğu kişi onun adını bile duyduğunda korkudan donardı… ama sen korkmuyorsun.”

Steve hafifçe başını yana eğdi.
“Korkuyorum.”

Kısa bir duraksama.

“Ama kaçmayacağım, Bunu başaracağım... sonucunda ölüm olsa bile!”

Alex’in bakışları değişti.

Bu sefer daha dikkatliydi.

Daha ilgili.

“İlginç…” dedi yavaşça.

Sonra göle baktı.

“Eğer gerçekten hayatta kalmak istiyorsan…”

Durdu.

“…burada tek başına yapamazsın.”

Steve kısa bir an düşündü.

Sonra cevap verdi:

“Ben zaten tek başıma yaşamıyordum.”

Köpek yanına geldi.

Alex hafifçe gülümsedi.

Alex gülünce Steve'nin kalbinde garip bir his oldu... Galiba ona karşı bir şeyler hissediyordu.

“Anlaşılan artık iki kişisiniz.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Alex yavaşça ekledi:
“Belki de artık… dört.” dedi ve güldü.


Hikaye episode 2 ile devam edecektir...
Üşenmezsem tabii
Elinize Sağlık ^^
 
Bu da güzel olmuş elinize sağlık belki aralara 2-3 görsel sepiştirirseniz görsellik açısından da daha güzel olabilir
 

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl
Üst