Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

ExperienceAsh

İstiyorum, dünyanı ve içinde ki her şeyi.
Katılım
16 Şubat 2021
Mesajlar
503
Elmaslar
251
Puan
11.105
Konum
Uzay Boşluğu
Minecraft
ExperienceAsh

Discord:

experienceash

SOĞUK SAVAŞ’IN 1950’Lİ YILLARDA ORTA DOĞU’DA YAŞANAN ASKERİ DARBELERE ETKİLERİ

I. Dünya Savaşı, Orta Doğu’da Osmanlı barış düzenini bir deprem gibi yıktı. Savaş sonrasında ise Sykes-Picot antlaşması çerçevesinde tamamen batılı güçlerin stratejik çıkarlarını dengeleme amacıyla yapılmış, sömürge düzeni kurulmuştur. 1945 yılından sonra ağır bir ekonomik ve mali kriz neticesinde bölgedeki gücü zayıflayan İngiltere’nin yerine ABD’nin hakim güç haline gelmesi dışında önemli bir değişiklik olmamış, Sykes-Picot düzeni örtük bir “status guo” şeklinde de olsa varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir. Bu süreklilik, Batılıların Orta Doğu’daki “de facto” sömürge tarihlerinin yüzyıllarca devam etmiş Latin Amerika ve Güney Asya ile karşılaştırıldığında oldukça kısasürmesini4 anlaşılır kılmaktadır. Kuşkusuz buna Sykes-Picot düzeninin Batılara bölgeye müdahale edebilecekleri araçları da sunduğunu eklemek gerekir. Küresel güçlerin bölgeye müdahalelerini kolaylaştıran unsur kuşkusuz bölgeden süreksizlik ve çeşitliliğin eksik olmamasıdır. Orta Doğu’da siyasal elitlerin bir milli kimlikten çok bölgesel ya da kabile aidiyetlerine dayalı partikülarist anlayışları, köklü devlet geleneğinden yoksun olmaları gibisi yasal ve sosyo-ekonomik özellikler tarihin her döneminde olduğu gibi 1950’liyıllarda da darbelerin ön koşulu olan siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa zemin hazırlamıştır. Yukarda sözünü ettiğimiz iç dinamiklerin yanında incelediğimiz dönemde Orta Doğu’daki askeri darbelerle arasında asıl “modusvivendi” bulunan durum ABD ve SSCB arasındaki hâkimiyet mücadelesi ve bu mücadelede özellikle 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla gücü artan8Arap milliyetçilerinin ABD ve komünizm tehdidine karşı geliştirdikleri dirençtir. ABD, dünya petrol rezervlerinin önemli bir bölümünü barındırmasının yanında, Sovyetlerin güney eteklerinden Kuzey Atlantik Paktı’nın (NATO) güney doğu kanadına uzanan ve dünyada birinci derecede önemli dokuz stratejik geçiş yolundan beşinin doğrudan (İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Süveyş Kanalı, Aden ve Hürmüz Geçişleri), birinin de dolaylı olarak (Cebelitarık) bölgede bulunması sebebiyle jeo-politik avantajlara sahip Orta Doğu’yu SSCB’ye kaptırmamak amacındaydı. SSCB, Arap Orta Doğu’suna sınır olmamasının –Arapların, Sovyet işgalin denemin olma sebebidir-jeo-stratejik etkileri, bölgede sömürgeci geçmişinin olmamasının psiko-tarihsel izleri ve dünyanın önemli petrol üreticilerinden biri olması hasebiyle politikalarının emperyalist olarak algılanmamasının ahlaki üstünlüğüyle bölgede Batı egemenliğini zayıflatmaya, komünist ideolojiyi yaymaya çalışıyordu. Arap milliyetçileri ise Batılıların bölgede sömürgeci geçmişleri, İsrail’in kurulmasından Batı’yı sorumlu tutmaları, Arapların batı yanlısı politika izlemesinin Sovyetlerin husumetine yol açacağı gerekçeleriyle ,–özellikle Mısırda Nasır iktidarı sonrası– Batı’yı bölgeden uzaklaştırma ve bloklar dışında bağlantısızlık politikası uygulamaktaydılar11.Birbirinden oldukça farklı hedefleri olan bu üç gücün hâkimiyet mücadelesi; ülkelerin iç politikalarında kendilerine yakın siyasi ve askeri grupları askeri darbe de dahil olmak üzere çeşitli yollarla iktidara taşımak istemeleri, bölgede istikrarın ve demokrasi geleneğinin oluşumunu engellemiştir. Bu tablo, Orta Doğu’da 1950’lerde birçok askeri darbenin meydana gelmesine ve bu yılların bölgede “darbelerin altın çağı” olarak anılmasına yol açacaktır.

t1.webp


1. 1950’li Yıllarda Orta Doğu ve Soğuk Savaş

Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın ikiye bölünmesi, İtalya, İngiltere ve Fransa’nın güç kaybetmesiyle ABD ve SSCB’nin Avrupa güvenliğinde söz sahibi olmalarına benzer şekilde, Orta Doğu’da zayıflayan İngiliz ve Fransız egemenliği yerini iki kutuplu dünyada ABD- SSCB Soğuk Savaş’ına14 bırakmıştır. Soğuk Savaş, dili daha çok askeri polemikler olsa da bütün dünyada olduğu gibi Orta Doğu’da da daha çok politik ve ideolojik olarak şekillenecektir. Her iki küresel güç de bölgeye hakim olmak amacıyla silah ve teknik yardımdan kara propagandaya kadar bütün araçları kullanacaktır.

Sovyetlerin temel stratejisi İran üzerinden Orta Doğu petrollerine hakim olmak, Yunanistan ve Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşmaktı. Fakat SSCB açısından en önemli açmaz, II. Dünya Savaşı’nda nüfusuyla beraber askeri ve endüstriyel kapasitesinin önemli bir kısmını yitirmesi, dolayısıyla Arap dünyası üzerinde Batı ile mücadele edecek kapasitesinin kalmamasıydı. Ancak SSCB 1950’lerin ikinci yarısıyla beraber sağladığı ekonomik ve askeri kalkınmayla Orta Doğu’ya Temmuz 1956 Süveyş Krizi ile hızlı bir giriş yapmıştır. Krizi kendi lehine araç sallaştıran Sovyet yönetimi, Mısır’ın savunuculuğunu üstlenmiş ,İngiltere, Fransa ve İsrail’e işgal ettikleri Süveyş Kanalı’nı terk etmeleri konusunda ültimatom vermiş, gerekirse Mısır’a asker yollayacağını bildirerek Arap devletlerinin güvenini kazanmıştır

Bu noktada SSCB’nin Orta Doğu politikasını genel dış politika anlayışıyla beraber düşündüğümüzde daha anlamlı olacaktır. SSCB 1950’lerin ikinci yarısında bir yandan Batı Avrupa için uyguladığı esnek Soğuk Savaş siyasetini Doğu ve Güney Avrupa’ya yayacağını ilan ederken, diğer yandan Orta Doğu’ya sokulmaya, Batı karşıtı Arap milliyetçiliğini körüklemeye başlamıştı. Bu bağlamda Pan-Arabist Nasır’ın ihtiraslarının Rusya tarafından nasıl körüklendiğini Lordlar Kamarası Başkanı Saliysbury şöyle ifade etmektedir:

”Mısır ile İsrail arasında devam edegelen ihtilal sadece toprak kavgasına mebni (bağlı) değildir. Bunun sebebi daha mühim ve meş’um’dur (uğursuz),bu halen dünyanın büyük bir kısmını zehirlemekte olan kanserin yeni bir tezahürüdür, kanaatimce Orta Doğu’nun ıstırabı sahasız bir şekilde tahrik edilmiş olan milliyetçilik ruhundan ileri gelmektedir ki Mısır’da bu milliyetçilik tabi bir şekilde gelişmeyerek, Sovyet Rusya idarecileri tarafından siyasi bir alet olarak kullanılmak için telkin edilmiştir.

Saliysbury endişelerinde çok haksız değildi. Çünkü 1950’lerin ikinci yarısından itibaren SSCB, Irak, Mısır, Suriye gibi ülkelerle çeşitli antlaşmalar imzalayarak stratejik işbirliği yapmış ve bu ülkelerdeki batı karşıtı Arap milliyetçiliğine ve komünist hareketlere desteğini artırmıştır.

t2.webp


Soğuk Savaş’ın diğer büyük aktörü ABD ise 1950’li yıllarda Sovyetlerin Orta Doğu politikalarına, 1947-1956 arasında Truman Doktrini ile karşı koymaya çalışmıştır. ABD Başkanı Truman’ın 12 Mart 1947’de Senato ve Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşma ile ortaya konulup 1956 Süveyş Krizine kadar devam edecek bu politika aslında, diplomat George Kenan tarafından geliştirilmişti. Amacı Sovyetlerin ve komünizmin olası yayılma alanlarında “Çevreleme” (Containment) yapmak böylece dünya çapında daha büyük bir güç olmasının önüne geçmektir.

t10.webp

Truman Doktrininin bölgeye yansıyan boyutu Sovyetlere sınırı olan Orta Doğu ülkeleriyle işbirliği yapılarak onun güneye inmesine engel olma esasına dayalıdır. Doktrinin zayıflığı Süveyş Krizi’nden sonra İngiltere’nin Sovyetleri karşılamaktaki yetersizliğiyle net olarak ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine SSCB’ye karşı bölgedeki zaafın NATO ile Bağdat Paktı arasındaki boşluk olduğunu gören ABD, bu kez Eisenhower Doktrinini devreye sokmuş ve Türkiye, Pakistan, Irak ,İran’ın da aralarında bulunduğu müttefiklerinin toprak bütünlüğünü garanti ederek daha güçlü bir şekilde bölgeye girmiştir.


y9.webp
Görüldüğü gibi 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren Orta Doğu, tam anlamıyla dünyadaki küresel güçlerin çatışma alanlarından biri haline gelmiştir. Artık Orta Doğu’da Soğuk Savaş süreci yoğunluğu zaman zaman değişse de nükleer silahların taşıdığı tehditten dolayı silahlı çatışmaya dönüşmeyen bir anomi (kuralsızlık) şeklinde devam edecektir.

2. Ana Hatlarıyla 1950’li Yıllar Ortadoğu Askeri Darbeleri
1950’li yıllarda Orta Doğu’da görülen darbelere bakıldığında başlıca şu hususlar dikkat çekmektedir:1949’dan 1954’e kadar Suriye’de dört defa hükümet darbesi, yirmi bir kabine değişikliği olmuş ve iki defa da askeri diktatörlük kurulmuştur. İlk darbe, Albay Hüsnü Zaim tarafından komünizm tehlikesine karşı ve 1948 Arap-İsrail Savaşı’nda alınan yenilgiye tepki olarak 30 Mart 1949tarihinde gerçekleştirilmiştir. İkinci darbe ise Albay Hınnavi tarafından 15Ağustos 1949 tarihinde yapılmış ve Suriye Cumhurbaşkanı Zaim ve Başbakan Muhsin Barrazi kurşuna dizilmiştir. Darbenin, Hüsnü Zaim’in “Irak ve Suriye’nin birleştirilmesi yönündeki politikası ve Cumhuriyete ihanet ettiği gerekçesiyle yapıldığı” açıklanmıştır. Hınnavi’nin tutuklanarak hapse atılmasıyla sonuçlanan üçüncü darbe girişimi ise Edip Çiçekli tarafından 19 Aralık 1949 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Darbenin sebebi ise “Suriye üzerinde tehdit oluşturan Bağdat’ın ve Ürdün’ün ihtirasları” olarak açıklanmıştır29. Dürzilerin başlattığı ayaklan siyasi partilerin verdiği destekle zayıflayan Edip Çiçekli iktidarı ise 25 Şubat1954 tarihinde yaşanan dördüncü darbe ile devrilmiştir. Öte yandan Mısır lideri Nasır’ın, 1958’de Suriye ile Mısır arasında Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin(BAC)kurulmasının ardından Suriye’de siyasi partileri yasaklayıp burayı Mısır’ın bir eyaleti gibi yönetmeye başlaması sonucunda bazı tepkiler ortaya çıkmayabaşlamıştır. Nitekim kısa bir süre sonra da Suriye ordusu 28 Eylül 1961 tarihinde yaptığı darbeyle, Suriye’yi BAC’dan ayırmıştır30. Böylece Suriye’deki darbeler sürecinin 1963 yılındaki Baas iktidarına kadar sürecek olan ikinci perdesi açılmıştır.
t3.webp


Irak’ta ise ABD Başkanı Eisenhower’ın “Kore Savaşından beri en büyük kriz” şeklinde tanımladığı, bütün dünyada olduğu gibi bölgede de şok etkisi yaratan darbe, 14 Temmuz 1958 tarihinde General Abdülkerim Kasım liderliğinde gerçekleştirildi. Kasım, sonradan hiçbir zaman seçime gitmese de Irak’ta Cumhuriyet ilan etti33.1958 Irak darbesinden sonra artık Irak’ta da Suriye’dekine benzer şekilde darbeler süreci kısır döngü şeklinde devam etmiş ve sadece 1958-1968 yılları arasında üç başarılı askeri darbe gerçekleştirilmiştir. Bundan sonra Irak’ta ancak Baas’ın tutucu ve daha ulusçu kanadının Hasan El-Bekr liderliğinde17 Temmuz 1968 tarihinde iktidarı ele geçirmesiyle35 ülkenin iç politikasında göreli bir istikrar sağlanmıştır.

t8.webp


Arap dünyasının lider ülkesi Mısır’da ise 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndaki yenilginin faturası Krallık yönetimine kesildi ve ordu, Temmuz 1952’de iktidarı ele geçirdi. Darbenin lideri General Necip, bütün isteklerini krala kabul ettirdi. Hatta Mısır’da 23 Temmuz 1952 tarihinde cumhuriyet ilan edildi .Daha sonra darbenin etkili ismi Hür Subaylar Komitesi’nden Albay Nasır, 1954yılında Müslüman Kardeşler ile iş birliği yaptığı gerekçesiyle General Necip’i istifa ettirerek yönetimi ele geçirdi. Nasır bu tarihten sonra Pan-Arabizm’in bayraktarlığını yaparak bütün Orta Doğu’da siyasal iktidarlar için bir tehdit, iktidara gelmek isteyen darbeciler için ise dayanabilecekleri stratejik ve ideolojik bir güç haline geldi.

t4.webp


Son olarak İran’a bir göz atıldığında, 1950’li yıllarda burada tek bir darbenin gerçekleştiği görülür ki bu da Şah yönetiminin Anglo-Iranian Oil Company (AIOC) ile 1949 yılında yaptığı anlaşmayı protesto eden, Şii ulemadan komünist Tudeh Partisi’ne kadar bütün muhalefeti bir araya getirerek meclisten geniş yetkiler alan ve petrolü millileştiren Başbakan Musaddak’ın 13 Ağustos 1953tarihinde açıkça CIA’nın organize ettiği “Ajax operasyonuyla” devrilmesidir. Darbenin iç dinamikleri ise petrolün millileştirilmesiyle Batılıların uyguladığı ambargonun tetiklediği enflasyon ve işsizlikten kaynaklı ekonomik sorunların yanında, Musaddık’ın seküler politikalar uyguladığı ve solcu Tudeh’e tavizler verdiği gerekçesiyle Şii ulemanın ayrılmasıyla ulusal cephenin dağılmasıdır.

t5.webp


Son olarak Askeri darbelerin çoğunlukla kanlı süreçler olduğu hatırlanırsa, Çarlık Dönemi Rusya’sının maliye bakanı Kont Witto’nun I. Dünya Savaşı için söylediği “Bu savaş çılgınlıktır ne taç, ne anane, ne inanç kalacak“ sözünü 1950’li yıllar Orta Doğu’su içinde kabul edebiliriz. 1950’li yıllarda Arap dünyasında eceliyle ölen kral, devlet başkanı ve başbakan sayısı azdır. 1948 Yemen Kralı İmam Yahya Hicaz’da, 1955’te Ürdün Başbakanı el-Meccali Amman’da, 1958 Irak darbesinden sonra Kral Faysal, Abdülillah ve Nuri Said Paşa Bağdat’ta, Suriye’de 30 Mart 1949 Darbesi’ni yapan Albay Zaim ve Başbakan Barrazi, Şam’da öldürülen devlet adamlarından sadece bazılarıdır.

t6.webp
 
Kaynakça: Samuel P. Hungtington ,”Demokrasinin Yönetilemezliği”, Medeniyetler Çatışması, Der. Murat Yılmaz, Vadi Yayınları, Ankara, 2006, s. 129; Samuel P. Hungtington ,”Üçüncü Demokrasi Dalgası” Medeniyetler Çatışması, Der. Murat Yılmaz, Vadi Yayınları, Ankara, 2006, s. 134. + Ortaylı,A.g.e., s. 48. + Milliyet, 27 Mart 1975. + I. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Belgeleri (BCA): BCA, 030.01/63.389.2.28.3.1962 - BCA, 030.01/104.648.2.25.2.1954 - BCA, 030,01/104.650.3. 13.11.1954 - BCA, 030.01/104.649.4. 8.7.1954. - BCA, 030.01/35.215.4.9.11.1956. - BCA, 030.01/ 69.434.15.23.7.1958. - BCA, 030.01/103.645.5.12.6.1953 - BCA, 030.01/102.637.9. 11.10.195 + II. Resmi Yayınlar: Ayın Tarihi - TBMM Tutanak Dergisi + III. Süreli Yayınlar Gazeteler: Akşam -Cumhuriyet - Hürriyet - Milliyet - Sabah - Tan - Tanin - Tasvir - Ulus -Vatan - Yeni Sabah Gazeteleri. + IV. Kitaplar: ARI, Tayyar, Geçmişten Günümüze Ortadoğu, Siyaset, Savaş, Diplomasi, Dora Basım YayınBursa,2014. - ARMAOĞLU, Fahir, 20. yy. Siyasi Tarihi,(1914-1995), Alkım Yayınevi, İstanbul,2007. - BAĞCI,Hüseyin, Türk Dış Politikasında 1950’li Yıllar, ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık, Ankara,2007. - CLEVELAND, William Modern Orta Doğu Tarihi, Çev. Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, İstanbul,2008. - DAVUTOĞLU, Ahmet, Stratejik Derinlik, Küre Yayınları, İstanbul, 2001. - DUMAN,Sabit, Modern Orta Doğu’nun Oluşumu, Doğu Kütüphanesi, İstanbul,2010. - ESPOSİTO,John L, Kutsal Olmayan Savaş /İslâmcı Terör, çev. Nuray Yılmaz-Ertan Yılmaz), Oğlak Yayıncılık, İstanbul, 2003. - HALLİDAY,Fred, TheMiddle East in International Relations, CambridgePress,2005. - HARVEY, David, Yeni Emperyalizm, çev. Hür Güldü, Everest Yayınları, İstanbul, 2008. - HOURANİ, Albert, Arap Halkları Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul, 2014. - KARPAT, Kemal, Türk Dış Politikası Tarihi, çev. Güneş Ayas, Timaş Yayınları, İstanbul, 2012.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl
Üst