Açık Dünyanın ve Özgürlüğün Tanımı: The Elder Scrolls V: Skyrim
"Hey, you, you're finally awake." Bu basit cümle, milyonlarca oyuncu için saatler, hatta aylar sürecek bir maceranın başlangıcı oldu. Skyrim, oyuncuya "özgürlük" kelimesinin tam karşılığını veren bir başyapıttır. Bizi Dovahkiin (Ejderdoğan) olarak ejderhaların tehdit ettiği devasa bir diyara bırakır ve sonra bir adım geri çekilir: "İşte dünya bu, ne istersen yap." İster ana hikayeyi takip edip dünyanın kurtarıcısı olun, ister bir mağarada vampir avına çıkın, isterseniz de sadece bir demirci olup en iyi kılıçları üretin. Skyrim'in asıl sihri, sizi herhangi bir role zorlamamasında ve her zaman bir sonraki mağaranın ne sakladığını merak ettirmesinde yatıyor. Tutkulu mod topluluğunun oyunu yıllardır ayakta ve capcanlı tutması ise onun ne kadar eşsiz bir eser olduğunun altını çiziyor.
Hikaye Anlatımında Bir Başyapıt: The Witcher 3: Wild Hunt
Eğer bir oyunun sizi yetişkin ve karmaşık bir masalın içine çekmesini istiyorsanız, The Witcher 3: Wild Hunt'tan daha iyi bir örnek bulmak zordur. CD Projekt Red, bu oyunla birlikte hikaye anlatımında çıtayı arşa çıkardı. Direksiyonuna geçtiğimiz Geralt of Rivia, pırıl pırıl zırhlı bir şövalye değil; dünyanın çirkin yüzünü çok görmüş, lafını esirgemeyen ama işin ucunda doğru olanı yapmaktan kendini alamayan, yorgun bir savaşçıdır. Oyunun her bir görevi, her bir diyaloğu ahlaki ikilemlerle dolu. Burada verdiğiniz kararların bir ağırlığı var; bugün masum bir laf gibi görünen bir seçim, oyunun ilerleyen saatlerinde hiç beklemediğiniz bir anda ya ödülünüz ya da cezanız olarak karşınıza dikilebilir. Sadece kayıp kızınız Ciri'yi aramakla kalmaz, savaşın parçaladığı bir dünyanın acılarına ve sevinçlerine de tanıklık edersiniz. Hafızalara kazınan karakterleri ve her sokağında ayrı bir hayatın aktığı dünyasıyla The Witcher 3, "oyun" tanımını aşıp, sayfalarını bizim çevirdiğimiz dijital bir romana dönüşüyor.
Zarların ve Stratejinin Hükümdarı: Baldur's Gate Serisi
Seçimlerin Galaksiyi Şekillendirdiği Yer: Mass Effect Serisi
Bilim kurgu ve RPG'yi birleştiren Mass Effect serisi, oyuncuya kendi uzay operasını yazma imkanı tanıdı. Komutan Shepard olarak çıktığımız bu yolda sadece galaksiyi kurtarmakla kalmadık, aynı zamanda unutulmaz dostluklar kurduk, zorlu ittifaklar yaptık ve verdiğimiz kararların bir sonraki oyuna taşınmasının ağırlığını omuzlarımızda hissettik. Serinin en güçlü yanı, karakterler arasındaki bağ ve verdiğiniz kararların gerçekten evrenin kaderini değiştirmesidir. Mass Effect 2'nin o meşhur "intihar görevi", oyuncu seçimlerinin ne kadar hayati olabileceğinin dersini vermiştir.
Geçmişten Gelen Eskimeyen Değerler
Bu devlerin gölgesinde kalsa da asla unutulmaması gereken başka efsaneler de var. Bu büyük isimlerin yanı sıra, zaman mekaniğiyle oynayıp her seferinde farklı bir macera sunarak JRPG'lere ders veren Chrono Trigger'ı da unutmamak gerek. Benzer bir özgürlük ruhunu post-apokaliptik bir dünyada arayanlar içinse, keskin diyalogları ve gri ahlaki seçimleriyle Fallout: New Vegas, kendi kaderini yazmanın ne demek olduğunu gösteren en iyi okuldur.
Sonuçta bu oyunları efsane yapan şey, sundukları grafikler veya savaş mekanikleri değil. Bizi içine çeken dünyaları, bağ kurduğumuz karakterleri ve kendi hikayemizin kahramanı olma fırsatını bize vermeleridir. Peki sizin listenizde, bu efsanelerin arasında yer alması gerektiğini düşündüğünüz başka hangi oyunlar var?