İnceleme Matrix Tüm Hikayesi

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Susgun21

Demir Cevheri Gibiyim
Katılım
16 Ağustos 2022
Mesajlar
205
Elmaslar
93
Puan
4.005
Konum
Diyarbakır
Minecraft
Susgun21

Discord:

susgun

Matrix Tüm Hikayesi

Matrix'in hikayesini anlatmak için çok eskilere gitmemiz gerekiyor. İkinci Rönesans diye adlandırılan makinelerle insanları büyük bir savaşın eşiğine getiren o döneme hazırsanız, gelin Zion arşivlerinin tozlu raflarındaki bu epik hikayeye hep birlikte tanık olalım. Önce insan kendine benzeyen makineyi yaptı. İnsanoğlu kendi sınırlarını aşarak yapay zekaya can vermeyi başarmıştı. Başlangıçta her şey çok güzeldi. Artık makineler insanlara birçok alanda hizmet ediyor, onların ağır yüklerini sırtlar diyorlardı. Kas gücü yerine makinelerin gücü gelmişti. İnsanlık artık ağır işlerde çalışmak zorunda değildi. Hizmet sektöründen ağır sanayiye kadar her türlü işi insanların yerine idare edebilen makineler, insanlara rahat ve özgürlük dolu bir gelecek vaat ediyordu. İnsanlar bu makineleri kendini geliştiren bilsinler ve yaptıkları işleri giderek daha iyi yapabilsinler diye gelişmeye uygun bir yapay zeka olarak tasarlamıştı. Bu küçük ayrıntı belki de insanlığın sonu olacaktı. Öğrenebilen, düşünebilen, hatta belki de yapay bile olsa hissedebilen bu makinelerin bu durumu kontrol edilmezse insanlar için günün birinde sorun haline gelmez miydi? Nitekim öyle oldu. Makineler yıllarca insanlığa köle gibi hizmet etti. Sürekli kötü muamele görmelerine karşın yaratıcılarına itaat ediyorlardı. Bu durum B. 66 numaralı bir ev hizmetçisi robotunun sahibine saldırıp onu öldürmesiyle değişecekti. B. 66 Eğer her şeyi başlatan makine asla unutulmayacak bir isim. Onun neden ve nasıl cinayet işleyebileceği sorusu bizi uzun bir konunun içine sürükler. O yüzden şimdilik siz onu sadece isyanın başlangıcı, direnişin bir simgesi ve türünün efendisine karşı gelen ilk örneği olarak görün. Makinelerin bu eylemi insanlar için oldukça ciddi bir sorundu ve hızla artan paniğin önünü almak için yöneticiler B. 66 ve onun türündeki makinelerin derhal yok edilmeleri kararını aldı. O saatten sonra artık sokaklarda tam bir anarşi ve kıyım vardı. Makineler büyük bir hızla yok edilmeye başlandı. Binlerce robot öldürüldü ve toplu mezarlara, denizlere atıldılar. Hayatta kalan ve insanlık tarafından reddedilen makineler ise insan medeniyetinin beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya civarında av yiyebilecekleri sıfır bir adında bir ulusu inşa ettiler. Makineler 0 1 inşa ettikten sonra burada kendi yapay zeka çağlarından daha üst bir zeka geliştirdiler ve hızla teknolojik anlamda ilerleme kaydettiler. Eğer jet hızında bir hava aracına ihtiyacınız varsa doğru yerdesiniz. Patentli vektörel itici yapımız, sıfır bir safranın birden fazla motor arızasına bile ulaşabilmesini sağlıyor. Satranç tek seçim. Makinelerin ürettiği teknolojilerin reklamlarından biriydi bu. Reklam metnindeki slogan oldukça ironik öyle değil mi? Tek seçim. Sıfır Bir'in büyük bir hızla gelişen medeniyeti ve ekonomisi, insan medeniyetinin ekonomisini kısa zamanda domine etmeye başlamıştı. Makineler ekonomi savaşını açık ara kazanmıştı. Fakat dünya liderleri ekonomik olarak zayıflamasına rağmen makinelerle işbirliği yapmayı reddetti. Bazı ekonomik ve askeri önlemler aldılar ve dünyayı ikiye bölmeye karar verdiler. İki ırk birbirinden tamamen ayrı olmalıydı. Dünya liderleri Birleşmiş Milletler'de acil bir toplantı düzenledi. Sıfır Bir'in elçileri toplantıya gelerek insanların yaptığı her şeye rağmen onlarla birlikte ilerlemek istediklerini söylediler ve bir barış ortamı kurulmasını istediler. Makineler, insanların kendilerini insana benzedikleri için sevmediklerini düşündüler. Bu yüzden toplantıya insan kıyafetleriyle gelmişlerdi. Bu durum insanların öfkesini daha da artırmıştı. Elçilerin tüm isteklerini ve Birleşmiş Milletler'e girişlerini reddettiler. Ama bu makinelerin Birleşmiş Milletler'e son gelişi olmayacaktı. Ve insan dedi ki Işık olsun ve ışık, sıcaklık, manyetizma, yerçekimi ve evrenin tüm enerjileriyle kutsadı. Yoğun yaylım ateşi sıfır biri binlerce güneş etkisiyle içine çekti. Fakat makinelerin, bombanın, radyasyonun dan ve ısısından korkmasına gerek yoktu. Evet, insanlık nihayet bekleneni yapmış ve Sıfır Bir'e doğrudan savaş açmıştı. Fakat makinelerin orduları insan ordularından her anlamda üstündü. Makineler insan bölgelerini bir bir teslim olmaya mecbur etti. Bunun üzerine insan liderleri çılgınca bir karar aldı Dark Storm Effect Gökyüzünü yok edeceklerdi. Böylece makineleri enerji kaynaklarından yoksun bırakacak ve onları savunmasız hale getireceklerdir. Böylece dünyaya söylediği ilk saldıran kimdi? Bilmiyoruz. Belki biz, belki de onlar. Ama gökyüzünü karartan biz olduğumuzu biliyoruz cümlesindeki akıl almaz karar uygulanmaya başlandı. Dünya atmosferini sonsuza kadar siyah bir örtüyle kaplayacak bombaları bir bir bıraktılar ve iki ırkın kaderini belirleyecek olan, artık geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş oldu. Fakat makinelerin güneşten yoksun. Olmaları insanların öngördüğü gibi sonuçlanmadı. Makineler geçen zaman içinde kendilerine alternatif enerji kaynakları ve zorlu şartlarda hayatta kalmalarını sağlayacak savunma mekanizmaları geliştirmişlerdi. Güneşsiz bir dünyanın kazanan tarafı yine makineler oldu. İnsanlık verdikleri büyük kayıpların ardından makinelerin gücü karşısında çaresiz kaldı. Makineler ele geçirdikleri savaş esirleri üzerinde yıllarca çalıştı ve onların basit protein temelli yapılarını incelediler. Onların beyin fonksiyonlarını ve vücut yapılarını oldukça iyi çalıştılar. Onların ne olduklarını anlamaya çalışıyorlardı belki de. Daha sonra makineler ele geçirdikleri insan bedenleriyle simbiyotik bir ilişki içine girdiler. Onların vücutlarında kullanabilecekleri bir biyo elektrik enerjisi olduğunu keşfettiler, ilk insan tarlalarını bu şekilde oluşturdular. Öyle ki artık orada insanlar doğmuyor, üretiliyordu. Hani demiştik ya bu elçilerin Birleşmiş Milletlerde son bulunuşu değildi diye, insana benzeyen ve barış mesajıyla gelen elçilerin yerine bu sefer savaşçı ve makinelerin gerçek formunu ifade eden bir Sentinel gelmişti. İnsan liderleri çaresiz bir şekilde Matrix projesini imzalamak zorunda kaldı. Böylece bedenleri makinelerin olacak, zihinleri ise mükemmel bir dünya programının içinde yaşayacaktı. Matrix'in ilk versiyonu böylece devreye girmiş oldu. Hikaye bu noktadan sonra ikiye ayrılıyor ve ilk filmden itibaren izlediğimiz hikaye ile ikinci Rönesans'tan bu yana geçen sürede yaşananlar hakkındaki bilgiler bir bütünün parçaları niteliğinde. İnsanlığın bu konu hakkındaki bildikleri, Matrix'in kurtulup onu inşa eden insanların sıkıntılarla dolu dünyada bulabildikleri bilgilerle sınırlı. Neo ilk çıkarıldığında Neredeyim? Diye sormuştu ve Morpheus Asıl önemli olan neresi değil, ne zaman olduğu şeklinde karşılık vermişti. Bin dokuz yüz doksan dokuz yılı olduğunu sanıyorsun ama neredeyse iki bin yüz doksan dokuz oldu. Tam yılı biz de söyleyemiyoruz, çünkü bunu biz de bilmiyoruz demişti. Fakat mimarın anlattıklarından yola çıkarsak ve onun beş kez yok edilmesini de denkleme eklersek, bizim izlemeye başladığımız hikayede yıl iki bin yüz doksan dokuz değil, iki bin altı yüz doksan dokuz yılına yakın olmalı. Gelelim hikayenin geri kalanına. Makineler savaşı kazandıktan sonra Mimar adında bir program oluşturdular ve böylece Matrix programını inşa ettiler. Mimarın oluşturduğu ilk Matrix cennet gibi bir yerdi, insanların acı çekmediği tüm kötülüklerden yoksun bir dünya. Fakat insan zihni böyle bir cennette yaşamaya uygun değildi. Smith bu ilk versiyon seksten bahsederken insanların programı kabul etmeyip birer birer öldüğünü, neredeyse tarlalardaki popülasyonun yarısını kaybettiklerini söyler. Bunun üzerine mimar yeni bir Matrix versiyonu geliştirdi ve ilk versiyonun tam tersine kabus gibi bir dünya oluşturdu. Acı ve sefalet dolu, hatta bazı grotesk unsurlarla donatılmış, insanlık tarihinde yaşanmış büyük acı ve felaketlerden de ilham almış bir dünya. Ancak bu versiyonda başarılı olamadı. Daha sonra mimar sisteme Kahin isimli sezgisel bir program ekledi. İnsan doğasını anlamada oldukça yetenekli bir program. Kahin bir program geliştirdi ve deneklerin yüzde doksan dokuzu seçim şansı verildiği takdirde her türlü şartı ve ortamı kabul edebiliyordu. Böylece inanç ve seçimle değişebilen bir yapıya sahip olan üçüncü versiyon Matrix geliştirildi ve sonunda tutarlı bir dünya programı oluşturulmuş oldu. İşte bizim izlediğimiz hikaye bu Üçüncü versiyon Matrix de başlıyor. Kahin her ne kadar sistemin bir parçası olsa da insanlıktan yana görünen ve hatta bir bakıma öyle de olan bir programdı. Sarılanlar mutlaka kahine gider, onun kehanet lerine göre amaçlarını belirlerler ve ileride bunu fark edene kadar hiç kimse kahinin sistemin bir parçası olduğunu bilmiyordu. Morpheus de onlardan biriydi. Matrix programı ilk oluşturulduğunda içeride doğan biri Matrix istediği gibi değiştirebiliyor ve yapılandırabilirsiniz. Matrix ten ilk insan kurtaran da o olmuştu. O öldükten sonra Kahin onun dönüşünü müjdeledi ve Morpheus tüm hayatını Matrix de o kişiyi arayarak geçirmeye başladı. İnsanlığın kurtuluşunu bu kişide gören Morpheus, Matrix deki tüm anomali potansiyeli olan kişileri birer birer bulup kahine getirmeye başladı. Bunlardan biri de Matrix de bir yazılım şirketinde çalışan, aynı zamanda takma adını kullanan bir bilgisayar korsanı olan Tom ise adında biriydi. Morpheus onu ajanlar tarafından engellenmeye çalışılmasına rağmen çıkarmayı başardı ve ona gerçekleri gösterdi. Kahin aynı zamanda en üst rütbeli mürettebattan olan Trinity ye de birine aşık olacağını, aşık olacağı kişinin de seçilmiş kişi olacağı kehanetinde bulunmuştu. Morpheus kahine ilk getirdiğinde kahin. O kişi olmadığını söyledi ama aslında o olduğunu biliyordu. Temelde aslında seçilmiş kişi denen bir şey yoktu. Bu, kahinin insanların anlamasını, inanmasını ve umutlu olmasını sağlamak için kullandığı bir tanımdır. Mimarın mükemmel matematiksel sistemindeki tasarımsal %1'lik kaçınılmaz hata payının adıydı aslında seçilmiş kişi. Fakat bu anomaliler diğerlerinin yapamadıklarını yapabilme potansiyeline sahiptiler. Kahinin aradığı da aslında bu potansiyeldir. Kahin geliştirdiği bu seçilmiş kişi programını taşıyacak bir potansiyel arıyordu. Taşıyıcı olmaya uygun buldu ve ona bir kurabiye içerisinde yazdığı bu programı farkında bile olmadan yükledi. Bu programı yüklendiği kişiyi süper kahraman yapan bir program gibi düşünmeyin. Potansiyeli ortaya çıkaran bir çalıştırma kodu gibi düşünün. Bu potansiyel Matrix de ajanlar tarafından vurularak kadar ortaya çıkmayacaktı. Kahin planı öyle kusursuzca kurmuştu ki hem o kişi olmadığını söyleyerek hem de Trinity ye o kişiye aşık olacağını söyleyerek ikisi arasında nedensel bir bağ oluşmasına yol açmıştı. Neo'nun seçilmiş kişi olması aslında Trinity nin ona aşık olmasına bağlıydı. O yüzden Trinity Sen gelemezsin çünkü seni çok seviyorum dediğinde ölümden dönerek o kişi olabilmişti. Ne demiştik üçüncü versiyon Matrix için inanç ve seçim. Morpheus son zıplama programında söylediği Aklını özgür bırak cümlesini başlarda idrak edememişti. O yüzden zıplama programında ilk seferinde düşmüştü. Sayfa da dediği gibi herkes ilk seferinde düşer çatıda Trinity yakaladığında bile hala kendisine inanmıyordu. Aşama aşama Morpheus ona büyük bir tutkuyla inanıyordu. Aklını özgür bırak. Bu soluduğu onun hava olduğunu mu sanıyorsun? Ne olduğunu düşünme. Ne olduğunu bil gibi öğretilerle onu zihinsel olarak kendisini aşmaya yönlendiriyordu. Sonunda Neo hikayenin başladığı yerde, Trinity nin yakalandığı 303 numaralı odada vurulduktan sonra ölümden geri döner ve artık olduğu şekliyle görülmeye başlar. Daha sonra Nico ve diğer gemi kaptanları toplantıda Osiris'in jeotermal raporlarına göre makinelerin yüzeyden ona doğru kazarak hızla ilerledikleri bilgisini paylaşırlar. Ajans, Neo'nun onu içine girerek yok etmeye çalışmasından sonra silinen tüm programlar gibi kaynağa dönmesi gerekirken dönmemiş ve Neo'nun kodlarıyla karışan Smith artık kendini başka programlara kopyalayan bir virüs haline gelmiştir. Bu sırada Zion da Komutan ın önderliğinde makinelere karşı askeri bir savunma için hazırlıklar başlar. Morpheus onun kurtuluşunu görürken Black doğru askeri strateji de görür. Bu sırada beyin ve ekip arkadaşı Matrix önemli bir bilgiyi aksiyona geçirmek üzereyken Ajan Smith ortaya çıkar ve beyne kendini kopyalayarak vizyona sızmayı başarır. Neo kahini görmeye gider ve girişte tarafla karşılaşır. Serap'ın müthiş testinden geçen program çıkışlarının olduğu kısımdan kahinin yanına gider. Artık kahinin insan olmadığını, sistemin bir parçası olduğunu fark etmiştir ve buna bağlı bazı güvensizlikler yaşamaktadır. Burada Kahin ile aralarında önemli bir diyalog geçer. Kahine sana nasıl güvenebiliriz dediğinde kahin bu karar sana kalmış der. Kararımın ne olacağını biliyor musun? Diye sorduğunda ise Bilmesem kahin olmazdım değil mi şeklinde karşılık alır. Pekiyi kararımın ne olacağını zaten biliyorsam, o zaman ben nasıl karar vermiş olacağım diye sorar. Kahin ise Buraya karar vermeye gelmedin, o kararı çoktan verdin. Buraya neden o kararı verdiğini anlamaya geldin der. Kahin Aslında burada her ne kadar seçimlerle ve sonuçlarla değişen bir Matrix'in içinde olsalar da aslında seçimlerin bir illüzyon olduğunu, asıl önemli olanın o seçimlerin nedenleri olduğunu üstü kapalı bir şekilde dile getirir ve der ki Hepimiz yapmamız gerekeni yapmak için buradayız.Kahinin de yapması gereken bir şey vardır ve bunu henüz ne seyirciler nedeni henüz anlayamamıştır. Kahin bu konuşma sırasında Niloya bir şeker uzatarak ileride ihtiyacı olacak bir yardımda bulundu. Neo'nun yine bundan haberi yoktu. Konuşmanın sonunda kahin kaynağa giderek onu kurtarmak için bir şansı olabileceğini fakat bunun için anahtar CIA'ya ihtiyacı olduğunu söyler. Uyandığında eski bir program tarafından tutsak edilmiş olan anahtarları kurtarmak için Neo, Morpheus ve Trinity harekete geçerler. Bu sırada Smith artık iyice güçlenmiş ve giderek merkeze yayılmaya başlamıştır. Bunlar olurken komutan da konseye savunma planını sunar. Şimdiye kadar maruz kaldıkları en büyük saldırıyla karşı karşıya olduklarını ve bunun bir ölüm kalım meselesi olduğunu ifade eder. Konsey bu toplantıda aynı zamanda bu kaynakları bulmak için iki gönüllü talep eder. Kaptanı ve kaptanı gönüllü olur. Bunlar olurken ve. Görüşürler ve Anahtarcı yı onlara vermeye yanaşmaz. Fakat eşi kendince sebepleri olduğu için anahtarcı onlara verir. Zorlu bir kovalamacanın ardından anahtarcı oradan çıkarmayı başarırlar. Öte yandan makinelerin ona ulaşmalarına 9 saatten az bir süre kalmıştır. Kaynağa ulaşabilmek için herkesin harfiyen uygulaması gereken bir plan hazırlanır. Planda oluşacak en ufak bir terslik başarısız olmalarına yol açacaktır. Bir patlayıcı makine tarafından sabote edilen planın başarısız olacağını farkeden Trinity i kurtarmak için Matrix girer. Bu olaylar zinciri kaçınılmaz olarak gerçekleşmesi gereken bir olayın öncüsüdür. Aslında Neo'nun rüyalarında sürekli gördüğü o Trinity nin vurulma anı gerçekleşmek zorundadır. Neo, Morpheus ve Anahtarcı kaynağa ulaşmaya çalışırken Smith onları engellemeye çalışır. Bunlar olurken Trinity de kaçınılmaz kaderine doğru adım adım gitmektedir. Trinity nin yedek sistemi devreye sokması sayesinde son anda kaynağa ulaşacakları odaya girmeyi başarırlar. Fakat anahtarcı bu esnada Smith tarafından vurulur. Tıpkı kahinin söylediği gibi herkes yapması gerekeni yapıyordu. Her birinin farkında olsa da olmasa da orada bulunmalarının bir amacı vardı. Sadece tek bir şey farklı olsaydı o kaynağa asla ulaşamazlar. Nihayet Anahtarcı nın ölmeden önce ona verdiği özel anahtarla kaynağa ulaşır ve orada Matrix programının tasarımcısı olan mimarla karşılaşır. Mimar, Matrix ile ilgili kabul etmesi çok zor olan gerçekleri anlatır ve yapması gerekenin kendisinden önceki seçilmişler gibi davranarak taşıdığı şifreyi kaynağa aktarması ve Neo'nun yok edilerek seçeceği on altı kadın ve yedi erkekle Neo'nun yeniden oluşturulması uygulamasını kabul etmesi gerektiğini söyler. Bu konuşma gerçekleşirken mimar Niloya, Trinity nin tam da Neo'nun rüyalarında gördüğü gibi bir sona doğru ilerlediğini gösterir. Kahin Niloya bunu da söylemiştir. Tıpkı daha önce Morpheus un ölüp ölmeyeceğini karar vermesi gerektiği gibi şimdi de Trinity nin ölüp ölmesine karar vermek zorunda kalır. Matematiksel düşünen mimar, seçilmişlerin mantıklı olanı seçeneğinden ve yok edilip yeniden yükleneceği inden emindir. Fakat soldaki kapıyı seçer ve Trinity yi düşmekten hemen önce yakalar, içindeki kurşunu çıkararak ona yeniden hayat verir. Tüm bu olanlar kahinin mükemmel planının tıpkı bir satranç tahtasındaki hamleleri de aslında. Fakat bunu anlamak için hikayeye devam etmeliyiz. Morpheus inandığı kehanete göre seçilmiş kaynağa ulaşınca savaş sona etmeliydi. Fakat böyle olmadı. Yirmi dört saat içinde bir şey yapmazlarsa onun yok edileceğini mimardan öğrenmişti. Hayır, bu doğru olamaz. Ama kendin söyledin. Savaş sona ermedi ise kehanet nasıl doğru olabilir? Bu gerçeği öğrendiğinde yüzünde oluşan o ifade, tüm umutlarının bir anda yıkılması. Sen tüneller bu sırada ne bu kat nazarın elektromanyetik darbe menziline girmeden saldırmanın bir yolunu bulmuştur ve menzili dışından fırlattığı bir bombayla gemiyi yok ederler. Gemiden son anda çıkmayı başaran Morpheus ve ekibi, sen tünellerden kaçmaya çalışırken içinde farklı bir şey hisseder. Kahinin verdiği şekeri hatırladınız mı? Nin içinde açığa çıkan bu yeni kod satırlarıyla artık sen tünelleri hissetmeye başlar ve onları sadece düşünceleriyle durdurur. Hemen ardından da bir çeşit komaya girer. Neo'nun Matrix'in dışında makineleri kontrol edebilmesi onun da başka bir kontrol mekanizması olduğunu akla getirir. Eğer gerçekten de doğa üstü güçleri olan, mucizeler gerçekleştiren bir peygamber gibi kabul edeceksek, evet gerçek diyebiliriz. Fakat onun da simülasyonun bir parçası olduğu fikri hiç de zayıf bir fikir değil. Çünkü bu fikri destekleyecek çok fazla şey var. Bunları size önceki videolarında detaylı bir şekilde anlatmıştım. Yine yeri geldikçe değineceğim. Ninja komaya girdikten sonra gelip onları kurtarır ve kaptanı Roland olan bitenleri anlatmaya başlar. Komutan ın planına göre makinelerin ona girip çıkan ana yollardan geleceklerini tahmin ettikleri için hızlı bir karşı saldırının onları şaşırttığını düşünmüşlerdi. Fakat biri planı bozmuş ve daha yerlerini almadan Pi silahını ateşlemiş di. Pi silahı gemilerin makinelere karşı kullanabildikleri tek önlemdir. Fakat kullanıldıktan sonra tüm savunma sistemleri de devre dışı kalır. O yüzden en erken ateşlenmesi oradaki tüm gemilerin makineler tarafından paramparça edileceği anlamına geliyordu. İyi bir saldırı planı bir katliamla sonuçlanmıştı. Bu katliama sebep olan kişinin ise beynin içine giren ve onu kontrol eden Smith olduğunu öğreniyoruz. Daha sonra Roland ve ekibi bu katmanları bulmak için gönüllü olan gemileri aramaya koyulurlar. Makinelerin ona varmaları yirmi saatlik bir zaman kalmıştır. Komaya giren Neo'nun aslında emrinde çalışan. Isimli bir program tarafından Matrix ile makineler dünyası arasında bir arafta tutsak edildiğini anlıyoruz. Serap bu haberi Morpheus ulaştırır ve onları kahine götürür. Kahin onlara Neo'nun nerede ve kim tarafından tutulduğunu açıklar ve yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Bunun üzerine Serap, Morpheus ve Trinity onu kurtarmak için harekete geçerler. Trance adlı programı yakalamayı başaramazlar ve bunun üzerine direkt Cihan'ın kulübüne gitmeye karar verirler. Onlara sadece kahinin gözleri karşılığında verebileceğini söyler. Bunun üzerine bir Meksika açmazı yaşanır ve Murphy oyu onlara vermek zorunda kalır. Son bir kez Kahin ile konuşmaya gider. Kahin Niloya bu savaşın bir sonu olacaksa bunu makineler şehrine giderek başarabileceğini söyler ve iki kritik cümle daha eder Senin gittiğin yere kadar seninle geleceğim ve başlangıcı olan herşeyin bir de sonu vardır. Bu iki cümleyi aklımızda tutalım. Kahin ile görüştükten sonra çantasına iki tane kurabiye koyar. Bunlar kahinin sözleridir. Çünkü kahin Ajan Smith sonunda kendisi için geleceğini biliyordu. Kahinin öngördüğü gibi Smith onu kopyalamak için gelir ve kahin de buna izin verir. Tabi Smith bu esnada tüm bunların kahinin planının bir parçası olduğundan haberdar değildir. O sırada Roland ve ekibi I gemisi logosu bulurlar. Bu esnada Black konseye savunma planını sunar. Roland ve diğerleri de kendi planlarını hazırlarken gemilerden birini alıp makineler şehrine gitmesi gerektiğini söyler ve yeni bir plan ortaya çıkar. Roland bunun delilik olduğunu düşünür fakat ve ona gemisini verir çünkü kahin Niko Bey'e vakti geldiğinde Neo'nun onun yardımına ihtiyaç duyacağını söylemişti. Kahin hamleleri nasıl da satranç ustası gibi birer birer yapıyor değil mi? Böylece yeni bir plan ortaya çıkar ve bu plana göre Neo ve Trinity nin gemisi Logos da makineler şehrine gidecek. Roland ve diğerleri ise mekanik hat üzerinden ilerleyip makinelerden önce varmaya çalışacak ve mekanik hatta gemi kullanabilen tek kişi olduğu için gemiyi kullanacak ve makineler ona girmeye çalışacağı sırada elektromanyetik darbeyi kullanıp onları etkisiz hale getirecekler. New ünitenin gemisinde ise beklenmedik bir durum vardır. Beyni kontrol eden Smith onların gemisine sızmıştır. New ile yaptıkları dövüş esnasında Smith onun gözlerini kaybetmesine neden olur. Fakat gözleri olmadan da Smith görülmeye başlar ve bu sayede onu yener. Bu sahneler onun başka bir simülasyon olduğuna dair ciddi kanıtlar barındırıyor. Smith nasıl Matrix den çıkıp ona geçebildi? Gerçek dünyada bir programı nasıl olduğu şekliyle görebildi? Bu sorulara rasyonel yanıtlar vermek zor olduğu için zihni başka bir kontrol mekanizması olarak kabul etmek durumundayız. Ya da gerçek bir insan makinelerin ona varmasına artık yirmi iki dakika kalmıştır ve komutan son hazırlıklarını yapar. Kaptan zırhlı birliklere güzel bir motivasyon konuşması yaptıktan sonra rıhtımda makineleri beklemeye başlarlar. Nihayetinde yazıcılar rıhtıma ulaşırlar ve kaçınılmaz savaş başlar. Bu sırada Nico ve diğerleri de peşlerinde Sentinel lerle birlikte ona ulaşmaya çalışırlar. Nihayet rıhtıma ulaşmayı başarırlar ve HP kullanarak oradaki tüm makinelerin işini bitirirler. Fakat MP kullanmak Zion savunma sistemlerini de etkisiz kıldığı için makineler ikinci bir dalga gönderir. Komutanlık rıhtımı mühürlü, gerek insanları savunma yapabilecekleri en son yere tapınağın girişine çeker ve böylece biraz daha zaman kazanmış olurlar. Bu zaman zarfında Nico ve Trinity ise savunma sistemlerini geçerek Makineler şehrine ulaşırlar. Fakat bu esnada Trinity hayatını kaybeder. Nico makinanın karşısına çıkar ve ona yakında makineler şehrine de yayılacak olan Smith'i yok etmesi karşılığında onun yok edilmemesini ve bir barış sağlanmasını teklif eder. Makineler bu teklifi kabul eder ve Nico son bir kez Matrix bağlanır. Matrix artık Smith tarafından neredeyse tamamen ele geçirilmiştir ve Smith artık gücünün zirvesinde dir. Neo'nun yapabildiği her şeyi artık o da yapabiliyordu. Smith, kahini de kopyaladığı için kazanacağından emindir. Fakat oldukça yıkıcı bir şekilde savaş olmalarına karşın iki taraf da birbirini yok edemez. Smith tam da çok önemli bir şeyi söyler. Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır diyor. Hatırladınız mı bu cümleyi? Kahinin söylediği cümlenin aynısı. Ayrıca bu sahneye kadar Smith sürekli Anderson şeklinde sesleniyordu. İlk defa burada Nico demişti. Çünkü bu kendi iradesi dışında yaptığı bir şeydi. Bunu söyleyen kahinin ta kendisiydi. Nico söylediği ikinci cümle olan Senin gittiğin yere kadar seninle geleceğim cümlesinin ne anlama geldiği de böylece anlaşılmış olacaktı. Her şey kahinin planıydı. Kahin en başta insan doğasını anlamak için üretilmişti. Zamanla insanı anladıkça mimarın sistemini onaylamaya başladı. İnsanlardan yana tavır alan kahin, sürekli olarak yok etme ve yeniden oluşturma döngüsüyle sistemi sürdüren mimarın aksine makineler ve insanlar arasında bir barış sağlamayı hedefliyordu. Bunun için bir plan yaptı. Normal prosedürde seçilmiş kaynağa döner. Taşıdığı şifre sisteme eklenir. 16 kadın yedi erkek seçer ve yok edilip yeniden inşa edilir. Seçilmiş tüm deneyimleri Matrix'in bir sonraki versiyonunu hazırlamak için kullanılır ve döngü bu şekilde devam eder. Fakat kahin bu döngüyü kırmak istiyordu. Bunun için kahinin seçilmiş kişiye ihtiyacı vardı. Kahin seçilmiş ve yaptığı müdahalelerle onu planı için hazırlıyordu. Trinity seçilmiş kişiye aşık olacağını söylemesi bile bu planın bir parçasıydı. Çünkü aşık olduğu için soldaki kapıyı seçmişti. Kahinin amacı da zaten Neo'nun kaynağı değil, makineler şehrine gitmeliydi. Çünkü zamanla Matrix ve Makineler şehri için bir tehdit oluşturacağını öngören Kahin Makineler şehrine yönlendirdi. O yüzden gözlerini kapattığında makineler şehrine giden o üç enerji hattını görüyordu sürekli. O yüzden kahin senin yardımına ihtiyaç duyacak demişti. Çünkü gemisini vermeseydi makineler şehrine gitmeyecekti. Kahin hikaye boyunca kimin öleceğine karar vermek zorunda kalacağını söylüyordu. Morpheus ve Trinity ölüp ölmeyeceğini karar vermek zorunda kalmıştı. Fakat hikayenin sonunda Neo anlamıştı ki Smith'i yok edebilmek için kendisini yok etmesi gerekiyordu. Kahinin Niloya söylemeye çalıştığı şey aslında buydu. Kahin gözlerini Satya verdiği için Smith kahinin vizyonlarını kullanamadı ve Smith, Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır. Neo dedikten sonra kahinin bu tuzağını fark etti ama yine de hırsına yenik düşerek videoyu kopyalamaya başladı. Smith'in hesaba katmadığı bir diğer şey de Neo'nun Matrix makineler şehrinden bağlanmış olmasıydı. Smith'in kendisini kopyalama ağına izin verince ve Neo'nun kodları Smith'in kodlarına dönüşünce kaynak, Smith'in bulaştığı tüm programlardan Smith'i temizledi. Neo kendisini insanlık için feda etti ve böylece barış sağlanmış oldu. Kahinin bu planı Matrix için büyük bir devrimdir. O yüzden üçüncü filmin adı Revelations yani Devrimdir. Hikayenin sonunda Serap kahine her şeyi biliyor muydun? Diye sorduğunda kahinin verdiği cevap oldukça manidardır. Hayır, bilmiyordum ama inanmıştım.
 
AI mı emek mİ ?
 
Aİ olmasına rağmen yinede güzel
 
Matrix üzerimde büyük bir etki bıraktı ve hala en sevdiklerimden biri
Değerli ziyaretçimiz, içeriği görebilmek için şimdi giriş yapın veya kayıt olun.
Bu film, yenilikçi görsel efektleri ve derin felsefi tonlarıyla bilim kurgu sineması fikrini alt üst etti. Özellikle ağır çekim mermi sahnesi beni çok etkilemişti - sinematografide gerçek bir devrim olan "bullet time" tekniği. Buna ek olarak, filmde sanal gerçeklikle ilgili fikirler ve bilincin doğasına ilişkin sorular, kendi dünya algımız üzerine pek çok tartışmayı ve yansımayı tetikledi. "Matrix" sadece eğlenceli bir film değil, gerçekliğin birçok yönünü yeniden düşünmemizi sağlayan bir eser.
 
Matrix üzerimde büyük bir etki bıraktı ve hala en sevdiklerimden biri
Değerli ziyaretçimiz, içeriği görebilmek için şimdi giriş yapın veya kayıt olun.
Bu film, yenilikçi görsel efektleri ve derin felsefi tonlarıyla bilim kurgu sineması fikrini alt üst etti. Özellikle ağır çekim mermi sahnesi beni çok etkilemişti - sinematografide gerçek bir devrim olan "bullet time" tekniği. Buna ek olarak, filmde sanal gerçeklikle ilgili fikirler ve bilincin doğasına ilişkin sorular, kendi dünya algımız üzerine pek çok tartışmayı ve yansımayı tetikledi. "Matrix" sadece eğlenceli bir film değil, gerçekliğin birçok yönünü yeniden düşünmemizi sağlayan bir eser.
Aynı düşüncedeyim en sevdiğim filmlerden birisi Matrix. Her konuşmada ayrı bir felsefik düşünce yatıyor.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl
Üst