Hangi anımı anlatayım ki, çok fazla anıya sahibim. Eğer birinin anlatacak olursam, çocukken bir bisikletim vardı ve ben sürmeyi çok severdim. Her allahın günü bu bisikleti sürerdim, bir gün yaşadığımız evin sokağında, çok eğimli ve yokuş bir sokağımız vardı. Neredeyse 50mden uzun ve en yukarıdan en aşağıya kendinizi saldığınızda hızlandıkça hızlanıyorsunuz. Direksiyonu tutmasanız bile dümdüz aşağıya iniyorsunuz tepe ama düz bir yol. En yukarısına çıktım, en aşağısına hiç bakmadım bile, ve dar bir sokak olduğu için araba geçmez diye düşündüm. Kendimi bir saldım, kollarımı da bıraktım, vites kaçtaydı hatırlamıyorum, vitezsiz bisiklet olabilir, tamamen allaha emanet. 1. ara sokağı geçtim 2. ara sokağı geçtim 3.üncüyü de geçtim. 4.ye gelirken artık en aşağıya kadar indim ve ara sokaklar bitti, arabaların yoğun geçtiği bir sokağa kadar geldim, oradan bir araba geliyormuş, üstelik dönmüyor, dümdüz geçiyor, önümden geçti bende arabaya bir çarptım... En yukarıdan aşağıya ivmelendiğim o hızla arabanın tamponunu göçerttim. Bisikletim yamuldu, arabacı bana bağırıyor, hakaretler ediyor.. Özür diledim ve oradan uzaklaştım, kendim ne durumdayım haberim dahi yok, bayağı hırpalanmışım, ama allah korudu tek parça çıktım, fırlama falan olmadı, sanırım çocukluk hırsıyla o bisikleti yine sağlam kullanmışım. Bi kaza bela olmadan, güç bela kurtuldum. Doğru evin yolunu tutuldum, zaten az yukarıdaydı. Böylesine bir aksiyon yaşadım ama tek düşündüğüm şey bisikletimin yamulmasıydı, o bisiklet hala daha duruyor olabilir, emin değilim. Hala da sağlam.. Bu da böyle bir hikayeydi..