ExperienceAsh
İstiyorum, dünyanı ve içinde ki her şeyi.
- Katılım
- 16 Şubat 2021
- Mesajlar
- 503
- Elmaslar
- 251
- Puan
- 11.105
- Konum
- Uzay Boşluğu
- Minecraft
- ExperienceAsh
Discord:
experienceash
Atatürkle İlgili Kısa Küçük Anılar
19 Mayıs, Nasıl Bayram Oldu?
Yıl 1932...
Aydın Halkevi, Atatürk’e saygısını göstermek için, bir Gazi Günü kutlaması yapmak ister. Ama, Gazi Günü’nün hangi gün olması gerektiğine karar verilemez. Uzun tartışmalardan sonra, Atatürk’ün doğduğu günün, Gazi Günü olmasında herkes birleşir. Asıl sorun da ondan sonra başlar. Atatürk’ün hangi gün doğduğunu kimse bilmemektedir. Kentin ileri gelenlerine sorulur... Bir yanıt alınamaz! Tarih kitapları karıştırılır... Bir kayıt bulunamaz. Tam o günlerde, 1932 Temmuz’unda, Ankara’da, 1. Türk Tarih Kurultayı toplanacaktır. Bu toplantıya Aydın Ortaokulu tarih öğretmeni Hulusi Aksudoğanda çağrılıdır. Kurultaya katılan Aksudoğan, Atatürk’ün doğum gününü, ülkenin önde gelen tarihçilerine, hatta Atatürk’ün yakın arkadaşlarına sorar.
Şaşırarak görür ki, onlar da bilmemektedir. Hulusî Aksudoğan, ne yapacağını düşünürken, sevindirici bir haberalır: Atatürk, katılımcılara bir çay partisi verecektir. Orman Çiftliği’nde verilen çay partisine koşan Aksudoğan, hemen Atatürk’ün yanına gidip Aydın Halkevi olarak yapmak istediklerini anlatır. “Ama sizin doğum gününüzü bilmiyoruz,” der. Bir an gözleri parlar Atatürk’ün. Ama bu canlanma, kısa bir süre sonra, sıkıntılı bakışlara dönüşür. Bir sigara yakan Atatürk, kollarını iki yana açarak, “Bana bunu sormayınız, doğum günümü bilmiyorum,” der.
“Samsun’a çıktığım günü kutlayınız,” der. Çevresindeki tarihçilere dönüp, “Samsun’a ne zaman çıktım?” diye sorar. Tarihçiler, hemen yanıt verir:“19 Mayıs 1919’da!” Yüzü aydınlanan Atatürk, “İşte benim doğduğum gün!” der. Gazi Günü kutlaması, daha sonra, bütün yurtta Gençlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Bugün ise Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır.
23 Nisan Nasıl Çocuk Bayramı Oldu?
23 Nisan 1920! Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş ve açılış günüdür!
Meclis daha sonraki yıllarda, o günün, her yıl Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmasına karar verir. Karardan bir yıl sonra, 23 Nisan günü yaklaşırken, bütün Ankara, Egemenlik Bayramı’nı en güzel şekilde kutlamak için yoğun bir hazırlık içine girer... Kutlama hazırlıklarıyla ilgili olarak, herkes bir koşuşturma içindedir. Koşuşturanların başında da, yeni kurulan Öğretmen Okulu Mezunları Derneği gelmektedir. Öğretmenler, kutlamaların coşku içinde geçmesi için, kız erkek ayrımı yapmadan tüm öğrencilerin bir tören alanında buluşması gerektiğini düşünmektedir. Bunun için, o günkü Ziraat Okulu’nun yanındaki meydanı çam dallarıyla süsleyerek tüm erkek ve kız okullarına çağrı gönderip kutlamaya katılmalarını isterler.
Atatürk, bir 23 Nisan kutlamasında çok sevdiği çocuklarla, 23 Nisan 1929.19 Mayıs, Nasıl Bayram Oldu?
Yıl 1932...
Aydın Halkevi, Atatürk’e saygısını göstermek için, bir Gazi Günü kutlaması yapmak ister. Ama, Gazi Günü’nün hangi gün olması gerektiğine karar verilemez. Uzun tartışmalardan sonra, Atatürk’ün doğduğu günün, Gazi Günü olmasında herkes birleşir. Asıl sorun da ondan sonra başlar. Atatürk’ün hangi gün doğduğunu kimse bilmemektedir. Kentin ileri gelenlerine sorulur... Bir yanıt alınamaz! Tarih kitapları karıştırılır... Bir kayıt bulunamaz. Tam o günlerde, 1932 Temmuz’unda, Ankara’da, 1. Türk Tarih Kurultayı toplanacaktır. Bu toplantıya Aydın Ortaokulu tarih öğretmeni Hulusi Aksudoğanda çağrılıdır. Kurultaya katılan Aksudoğan, Atatürk’ün doğum gününü, ülkenin önde gelen tarihçilerine, hatta Atatürk’ün yakın arkadaşlarına sorar.
Şaşırarak görür ki, onlar da bilmemektedir. Hulusî Aksudoğan, ne yapacağını düşünürken, sevindirici bir haberalır: Atatürk, katılımcılara bir çay partisi verecektir. Orman Çiftliği’nde verilen çay partisine koşan Aksudoğan, hemen Atatürk’ün yanına gidip Aydın Halkevi olarak yapmak istediklerini anlatır. “Ama sizin doğum gününüzü bilmiyoruz,” der. Bir an gözleri parlar Atatürk’ün. Ama bu canlanma, kısa bir süre sonra, sıkıntılı bakışlara dönüşür. Bir sigara yakan Atatürk, kollarını iki yana açarak, “Bana bunu sormayınız, doğum günümü bilmiyorum,” der.
“Samsun’a çıktığım günü kutlayınız,” der. Çevresindeki tarihçilere dönüp, “Samsun’a ne zaman çıktım?” diye sorar. Tarihçiler, hemen yanıt verir:“19 Mayıs 1919’da!” Yüzü aydınlanan Atatürk, “İşte benim doğduğum gün!” der. Gazi Günü kutlaması, daha sonra, bütün yurtta Gençlik Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Bugün ise Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır.
23 Nisan Nasıl Çocuk Bayramı Oldu?
23 Nisan 1920! Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş ve açılış günüdür!
Meclis daha sonraki yıllarda, o günün, her yıl Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanmasına karar verir. Karardan bir yıl sonra, 23 Nisan günü yaklaşırken, bütün Ankara, Egemenlik Bayramı’nı en güzel şekilde kutlamak için yoğun bir hazırlık içine girer... Kutlama hazırlıklarıyla ilgili olarak, herkes bir koşuşturma içindedir. Koşuşturanların başında da, yeni kurulan Öğretmen Okulu Mezunları Derneği gelmektedir. Öğretmenler, kutlamaların coşku içinde geçmesi için, kız erkek ayrımı yapmadan tüm öğrencilerin bir tören alanında buluşması gerektiğini düşünmektedir. Bunun için, o günkü Ziraat Okulu’nun yanındaki meydanı çam dallarıyla süsleyerek tüm erkek ve kız okullarına çağrı gönderip kutlamaya katılmalarını isterler.
Zamanın Ankara Valisi ve Eğitim Müdürü, öğretmenlerin bu kutlama çağrısından hiç hoşlanmaz. Okulları dolaşıp kızlı erkekli bir kutlamanın yapılamayacağını, bu tür kutlamaya kimsenin katılmaması gerektiğini, katılacak öğretmenlerin de işten çıkarılacağını söylerler. Karşılaştıkları bu tavır, öğretmen okulu mezunlarını çok üzer. Kendi aralarında toplanıp ne yapabileceklerini düşünürler. Sonunda, bu durumu Mustafa Kemal’e duyurmaya karar verirler. Kutlamalara çok az bir zaman kaldığı için, Mustafa Kemal’e hep yakın olmuş bir kişiden, Yunus Nadi’den yardım isterler. Aracılık yapmayı kabul eden Yunus Nadi, hemen Atatürk’e gidip yaşananları olduğu gibi anlatır. Onu dinleyen Atatürk, kısa bir suskunluktan sonra, “Öğretmenler haklı,” der ve ekler: “Bu bayram bütün çocuklar tarafından kutlanmalı. Söyleyin, kutlamalara bende katılacağım.”
Dağ Başını Duman Almış!
Yıl 1919...
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü... Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi. İlk durak Havza olacaktı. Yâverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi. Araştırıldı, soruşturuldu... Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi.
Mustafa Kemal, “Tamam,” dedi. Arkadaşları,“ Ama çok eski,” diyerek kuşkularını belirttiler. Mustafa Kemal, “Olsun,” dedi. Arkadaşları, “Her an arıza çıkarıp bizi yolda bırakabilir!” diye uyarmak istediler. Bunun üzerine Mustafa Kemal, “Başka otomobil var mı?” diye sordu. Arkadaşları, “Yok,” dediler. “Öyleyse bununla yola çıkacağız! ”Samsun’dan çıkıp Havza’ya doğru gecenin karanlığında yol almaya başladılar... Korkulan sabaha karşı başlarına geldi: Motor su kaynatmaya başladı... Suyun soğutulması ve değiştirilmesi beklenirken, Mustafa Kemal, otomobilden indi. Şafak yeni sökmekte... Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi. O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı:
Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar...
Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin!
Bu gök, deniz nerede var?
Nerede bu dağlar taşlar?
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar...
Atatürk, 1. Türk Tarih Kongresi’ne katılanlarla, 9 Temmuz 1932.