Tarih 10 Kasım 1938 09.05 - Atatürk'ün naçiz vücudu aramızdan ayrıldı.

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

FreadFries

Tasarımcı (Yankılı)
Yazar Şefi
MinePass
Katılım
22 Nisan 2024
Mesajlar
318
Elmaslar
221
Puan
3.155
Yaş
19
Konum
Mars, Phobos
Minecraft
Furkan0936

Discord:

freadfries

1731183123121.webp

Bu tarihten 86 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk, kendi kurduğu Türkiye ve halkı kendisinin iyileşmesini beklerken hayata gözlerini yumdu. Bu olay Dolmabahçe Sarayı'nda, Atatürk 57 yaşında iken gerçekleşti. Atatürk sadece Türkiye'nin kurucusu değil, Türkiye'nin atan kalbiydi. Eğer şu anda rahatça ülkemizde yaşayabiliyorsak çoğu sebepten dolayı Atatürk'e borçluyuz. Kendisi bu ülkenin başına gelmiş en iyi olaydır, ve uzun bir süre bu şekilde kalacaktır.

Bu konuda sizlerle Atatürk'ün hastalık döneminden ve ülkemize getirdiği yenilik ve düzenlemelerinden bahsedeceğim.


- Atatürk'ün İlk Hastalık Belirtisi, Ülkedeki Ara Gelişmeler ve Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'na Kaldırılması
Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi kendisini 1937 yıllarında ortaya çıkarmıştır. Bu hastalık 1938 yıllarında ise daha belirgin ve güçlü bir hale gelmiştir. Bu sırada Atatürk tedavi olmuştur. Ancak tamamen iyileşmeden Ankara'ya doğru yaptığı yolculuk sonucunda hastalığı iyileşme durumunda iken tekrar kötüleşmeye başladı. Bunların üzerine kendisi Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kendi sağlığını yok sayarak askeri ordumuzu denetleyen Atarürk, 26 Mayıs'ta Ankara'ya dönüp tedavi ve istirahat için İstanbul'a yol aldı. İşte bu sefer kendisine doktorlar tarafından Siroz hastalığı teşhisi konuldu. Bunun üzerine Savarona Yatı'nda bir süreliğine dinlendi, fakat yine de ülke meselelerini yakından takip ediyordu. Kendisi Romanya Kralı ile görüştü ve Bakanlar Kurulu Toplantısı için başkanlıkta bulundu. Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi ise kendisini sevindirmiş olacak ki morali yerine geldi.

Hastalığının artması dolayısı ile bir süre sonra Dolmabahçe Sarayı'na kaldırıldı. Hastalığının ulaştığı boyutu fark eden Atatürk, servetinin büyük bir kısmını Türk Dil ve Türk Tarih kurumlarına bağışladı. Bu da kendisinin Türk diline ve tarihine verdiği önemi bir kez daha ön plana çıkarmıştır.

Çok istese de kendisi Cumhuriyetimizin kuruluşunun 15. yüzyıl dönümüne katılamadı. 29 Ekim 1938 tarihinde Türk ordusuna şu mesajı iletti:


"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır."

Bu iletide yine Türk ordusunun Atatürk'ten sonra Türkiye'nin ayakta kalması için önemi ve Atatürk'ün ordumuza karşı gösterdiği güven gözler önüne seriliyor.

Atatürk aynı zamanda 1 Kasım 1938 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışında da bulunamadı. Fakat kendisi yine açılış nutkunu okunması için iletti. Bu nutukta ülkenin imar, sağlık ve ekonomi alanlarındaki faaliyetlerini dile getirdi. Kendilerine inancının tam olduğu dönemin gençlerinin iyi okuması için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanıp kullanıma hazır hale getirilmesi ve Van Gölü yakınlarında yeni bir üniversitenin kurulması için yapılan çalışmalardan bahsetti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına, aynı zamanda Beden Terbiyesi Kanunu'na olan memnuniyetini de bu nutukta belirtti.

Bu da bizi bugünden 86 yıl öncesine ulaştırır. Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlenmeye başladı. Tüm Türkiye halkı kendisinin iyileşmesi için sabırsızlıkla bekliyordu. Fakat her iyi şeyin sonu olduğu gibi Atatürk'ün yolculuğu 10 Kasım günü sona erer.


- Atatürk'ün Ülkemize Getirdikleri
1 Kasım 1922 - Büyük Millet Meclisi kararı ile saltanatla hilâfet birbirinden ayrıldı, saltanata son verdi.
29 Ekim 1923 - Cumhuriyet ilan edildi, “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” kuralı artık devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini aldı.
3 Mart 1924 - Alınan karar sonucu çıkarılan yasa ile hilafet kaldırıldı ve son halife yurt dışına çıkarıldı.

25 Kasım 1925 - Toplumumuz, çağdaş giyim şekline kavuşmuş; yaşam tarzı bakımından uygar milletlere ayak uydurmuştur.
30 Kasım 1925 - Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı; türbedarlıklar ve birtakım ünvan kaldırıldı.
2 Ocak 1935 - Her Türk’ün öz adından başka bir soyadı taşıması ve bu soyadının, isimden sonra kullanılması kabul edildi.

3 Mart 1924 - Öğretim Birliği Yasası ile tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı, medreseler kapatıldı; yerlerini çağdaş, millî ve laik eğitim yapan cumhuriyet okulları aldı.
1 Kasım 1928 - Türk harflerinin kabulü ile yazıda da millî benliğimize ulaştık.
12 Temmuz 1932 - Dil Devrimi ile Türkçe dilimiz yabancı kelimelerden olabildiğince arındırıldı.

1731183167602.webp
1731183565322.webp

Bunların dışında bazı ünvanlar kaldırılarak vatandaşların resmî işlemlerde sadece isim ve soyadları ile anılması kabul edildi; uluslararası saat, takvim ve rakamlar kabul edildi.
Medenî Yasa, Borçlar Yasası, Ticaret Yasası ve Ceza Yasası yürürlüğe girdi.


- Konunun Sonu
Bu yazıdan da anlaşılabileceği üzere Atatürk, bu ülkeye bakarken büyük fedakarlıkları göz önüne aldı, ülkede büyük gelişmeler sağladı ve bizi biz yaptı. Dalgalanan bir bayrağımız varsa o da Atatürk sayesindedir.

Asla unutmayın ki bugün sadece yas tutma günü değildir; bugün nasıl buraya geldiğimizi, ve görevimizin ne olduğunu hatırlama günüdür. Bugün sizden istediğim Atatürk hakkında ne bulursanız araştırmanız, yaptıklarını incelemenizdir. Çünkü o bu ülkeyi nasıl kalkındırdıysa bizim de ona uymamız gereklidir. O bizim örnek almamız gerekendir. Elinizde her ne kadar az imkan olursa olsun, kötü durumların üstesinden gelmeyi öğrenin.

Beni dinlediğiniz için gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Kendinize iyi bakın, iyi günler dilerim.
Konuyu kapatmak adına Atatürk'ün sevdiği bir şiirini aşağıya bırakıyorum.


Yanık Ömer
Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor.
Yanık Ömer, yiğit Ömer övünmeden yaşıyor.
Kurtuluş savaşında yirmi sekiz yaşında,
Mangasının başında, taşıyor.
Yanık Ömer, yiğit Ömer siperleri aşıyor.
Savaş biter, Yanık Ömer köye döner;
Köylü bütün bayram eder.
Yanık Ömer kutlanır,
Nişanlısı mutlulanır.
Hey, Yanık Ömer attan iner,
Pembegül'e bağlar kemer,
Köylülere gider haber;
Düğüne, düğüne...
Eline kına yakar, başına teller takar,
Belinde altın kemer, öyle alana çıkar.
Pembegül allanır, pullanır.
Yanık ömer'in köyüne düğün alayı yollanır.
 
Son düzenleme:
Eline sağlık güzel bir anlatım olmuş.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl
Üst