ExperienceAsh
İstiyorum, dünyanı ve içinde ki her şeyi.
- Katılım
- 16 Şubat 2021
- Mesajlar
- 503
- Elmaslar
- 251
- Puan
- 11.105
- Konum
- Uzay Boşluğu
- Minecraft
- ExperienceAsh
Discord:
experienceash
30 Ağustos Zafer Bayramı
30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan Harbinin Türk galibiyeti ile sonuçlanmasıyla, Halaskargazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde başlatılan kurtuluş mücadelesi kesin, kalıcı ve büyük bir zafere ulaştırılmıştır. 30 Ağustos Zafer Bayramı, her yıl tüm yurt, yurt dışı temsilciliklerimizde ayrıca Kıbrıs ve Azerbaycan'da düzenlenen etkinlik ve etkinlikler de büyük bir coşku ve sevinç ile kutlanmaktadır.
Büyük Taarruz ve Başkomutan (Dumlupınar) Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)
Büyük Taarruz ve Başkomutan (Dumlupınar) Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)
Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra kamuoyunda, asker arasında ve TBMM’de taarruz için sabırsızlıklar boy göstermiştir. Bu gelişmeler ve her kafadan bir ses çıkması üzerine Kemal Paşa, 6 Mart 1922’de Büyük Millet Meclisinde yapılan gizli bir toplantıda endişe, huzursuzluk ve korku duyan kişilere “Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür.” diyerek bir taraftan zihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken diğer taraftan da ordu ve orduyu son zafer, büyük zafer için hazır ve diri tutmuştur.
1922 yılının Haziran ayı ortalarında, Başkomutan Kemal Paşa, taarruza geçme kararı vermiştir. Amaç; yok edici ve püskürtücü bir meydan harbi yapmak, düşmanı çabuk, kesin ve keskin bir sonuç alacak şekilde vurmak ve galibiyet almaktır. Büyük Taarruz ve bu taarruzu şereflendiren Başkomutan Meydan Muharebesi (Dumlupınar),Türk Kurtuluş Mücadelesi'nin son safhasını, zirvesini ve başarısını temsil etmiştir. Kemal Paşa, 3 yıl 4 aylık sürecek bu süreçte Türk milletini ve ordusunu adım adım zafere ve yeni bir ülke hedefine ulaştırmıştır
Batı Anadolu’yu Türklere karşı savunmayı plamış Yunan ordusu; Gemlik Körfezi’nden Bilecik, Eskişehir ve Afyon doğusu ile Menderes Nehri’ni mütakiben Ege Denizi’ne dayanmış savunma hattını bir yıla yakın bir süre ile tahkim ve müdafaa etmiştir. Özellikle Eskişehir ve Afyon gibi bölgelerde gerek tahkimat gerekse birlik miktarı bakımından daha kuvvetli tutulmuş ve bulunmuştur.
Fotoğraf: Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.
İki ordunun insan, tüfek ve tehçizat yönünden yukarı aşağı biri birine denk düşmesine karşın makineli tüfek, top, uçak ve özellikle motorlu araç ve araçlar yönünden üstünlük Yunan ordusundaydı. Yalnız süvari bakımından Türk ordusu büyük bir üstünlüğe sahipti. Bir taarruz özellikle de takip harekâtında tank, zırhlı ve mekanize tugayların daha çok bulunmadığı bir dönemde, süvarinin oynadığı rolün çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçekti. Kemal Paşa, 19 Ağustos 1922’de Ankara’dan Akşehir’e yola çıkarak 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı düşmana taarruz emrini vermiş ve o büyük savaşı başlatmıştır!
Fotoğraf: Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.
26 Ağustos sabahı Başkomutan Kemal Paşa,
Değerli ziyaretçimiz, içeriği görebilmek için
şimdi giriş yapın veya kayıt olun.
Değerli ziyaretçimiz, içeriği görebilmek için
şimdi giriş yapın veya kayıt olun.
Değerli ziyaretçimiz, içeriği görebilmek için
şimdi giriş yapın veya kayıt olun.
27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken Türk ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçmiş saldırı emri verilmiş, bu taarruzlar ve saldırılar genelde süngü hücumları, insanüstü çabalar ve süvariler ile gerçekleştirilmiştir. Afyon kurtuluşun ve mücadelenin şanlı ve şerefli ve sevindirici bir müjdesi olmuş, Başkomutan Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyon’a taşıtılmış ve yönetim oraya gönderilmiştir.
Fotoğraf: Sabah saat 05.30’da topçu ateşiyle Büyük Taarruz’un başlaması, Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.
28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçmiş olan saldırı ve taarruz harekâtı, düşman birliklerinin 5’inci Tümeninin çevrilmesi ve esir alınması ile sonuçlanmıştır. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapmış olan komutanlar ve kumandanlar, hemen harekete geçmiş ve muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gerekli bulmuşlardır. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi, önlerinin kapanması ve düşmanı tamamen çarpışmaya zorlayarak göğüs göğüse savaşıp tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar almışlar ve karar hızlı, süratli ve düzenli bir şekilde uygulanmış ve başarılmıştır. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz ve saldırı harekâtı, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır ve artık galibiyet! Büyük Taarruz’un son safhası ve aşaması Türk askerîsinde Başkomutan Meydan Muharebesi diğer adı ile Dumlupınar Meydan Muharebesi olarak tarihe geçmiştir.
30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi bitişinde, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan etrafı sarılarak Kemal Paşa’nın ateş hatları arasında daire bir biçimde, bizzat Zafertepe’den idare ettiği ve yönettiği savaşta, tamamen yok edilmiş ve esir alınmıştır. Anadolu’daki Yunan ordu ve kuvvetlerinin yarısı imha edilmiş ve esir alınmıştır, kalan bölümü ise üç grup halinde çekilmiştir daha doğrusu kaçmışlardır. Bu durum karşısında Çalköy’de yıkık bir evin (harabe bir ev) avlusu içinde Kemal Paşa, Yunan ordusunu ve kuvvetlerini takip etmesi için Türk ordusuna o tarihî söz ve emir olan “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini vermiştir!
Takip Harekâtı ve Zafer
9 Eylül 1922’de İzmir, 11 Eylül'de Bursa ve 18 Eylül'de de Batı Anadolu düşman işgalinden kurtarılmış ve Türklerin eline geçmiştir. 11 Ekim 1922’de imzalanmış Mudanya Ateşkes Anlaşması ile Doğu Trakya, silahlı çatışma ve çarpmışma olmadan Yunan ordusundan arındırılmıştır. 24 Temmuz 1923’te imzalanmış Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirmiştir ve tapusunu eline almıştır!
Türk milletinin bölünmez ve bozulmaz vatan sevgisinin, yıkılmaz azim ve iradesinin bir eseri olarak ortaya çıkmış olan bu galibiyetle sadece vatanımızın toprakları düşmandan arındırılmamış, Önder ATATÜRK’ün liderlik ettiği, ulus iradesine, egemenliğine ve ilmine dayanmış bağımsız ve hür Türk Cumhuriyeti’nin sapasağlam temeller üzerinde kuruluş süreci başlatılmış ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir.
Büyük Zafer’den tam iki sene sonra Atatürk, Büyük Harbi sevk ve idare ettiği Zafertepe’de 30 Ağustos 1924 tarihinde şu sözlerle ifade etmiştir. “... Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada atıldı. Ebedî hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçuşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır...”
Savaştan Kalan Albümler
ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLÂL MARŞI YAZDIRMASIN!
Savaştan Kalan Albümler
ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLÂL MARŞI YAZDIRMASIN!
