S
Silinen üye 87069
Ziyaretçi
Merhaba, MC-TR'nin Mikrofonu serisinin bir diğer bölümünü sizler için paylaşıyorum. Bu hafta hepimizin kalbine taht kurmuş @Batuhan Yenidogan ile bir röportaj yaptık. Harika bir röpörtaj olduğunu düşünüyorum. Haydi röportaja geçelim!
Merhaba, bu seride seni görmek büyük bir onur. Sorulara geçmeden önce biraz kendinden bahsedebilir misin?
Adım ve Soyadım ismimden de anlayacağınız üzere Batuhan Yenidoğan. Üniversite öğrencisiyim, yıllardan beri yapmak istediğim işleri yapıyor, bunları yaparken de hem kendi kafama yatan işleri sunuyor hem de olabildiğince sizin kafanıza yatan işleri sunmaya çalışıyorum. Kısacası; yazıyor, hayata geçiriyor ve aynı zamanda da bu platformda birçok dostumuza yardım sağlamaya çalışıyorum.
Yusuf Kemal (Hai) ile nasıl tanıştınız?
6.5-7 yıl önce bir arkadaş grubunda No More Room In Hell adlı oyunu oynarken birebir tanıştık, sonrası sohbet ve muhabbet ile kurduğumuz arkadaşlıkla bugünlere kadar geldi. Öyle de devam edecek gibi duruyor.
Geçtiğimiz aylarda MC-TR’yi Yusuf Kemal’den satın aldın ve yeni sahibi sensin. MC-TR ile ilgili planların neler?
Açıkçası ben bu platformu tüm kullanıcılara yeterince destek sağlamak ve ‘’Mctr‘’’ isminin sadece bir platformdan anılmasını sağlamak için aldım veya yönetimin başına geçtim. İstatistik ile konuşursam son 6 ayda bunu başardım, ekibim ile başardık. Bu yolda ilerleyişimizi sürdürürsek zaten MC-TR bu platformdaki ağlarını daha kuvvetli ve daha yıkılmaz bir hale getirir. Onun dışında forum içi yaptığımız yenilikler zaten ortada, seven seviyor veya sevmeyen sevmiyor orası ayrı. Herkesi memnun etmek dünyanın en zor uğraşlarından.
MC-TR sana ne gibi şeyler kattı?
Bu platform bana aslında birçok şey kazandırdı. SEO bilgimi yukarılara çekti, Xenforo bilgimi daha da kuvvetlendirdi. Bunlar başlıca şeyler. Onun dışında güzel arkadaşlar, kardeşler tanıdım. Hepsini seviyorum. MC-TR ile birbirimize çok şey kattığımızı düşünüyorum kısacası.
MC-TR’yi alma kararını nasıl aldın?
Zaten almadan önce de bu platformu zor zamanlarında sırtlamıştım. MC-TR’yi alıp almamak bana hiçbir şey katmıyordu açıkçası. Ancak Yusuf bu platforma ilgisini azaltmıştı ve ben de aramda onunla böyle bir konuşma yaptım. Karşılıklı anlaşma ve şartlar sunduk birbirimize. Ardından da bu güzel platformun başına geçtim. Gene olsa gene yapardım.
MC-TR’nin Mikrofonu hakkında ne düşünüyorsun? Sence bu seriyi geliştirmek için neler yapabilirim?
Bu seri isim değiştirse de mantık ve sorular her zaman aynı. Başlangıcı ‘’Kahve ve Sen’’ ismi ile admiraldus yaptı. Farklı isimler ve aynı konu üzerinden ilerlemek istemiyorsan konferans tarzı röportajlar da yapabilirsin.
Sanal dünya güzel bir yer fakat bunun tersi olan gerçek hayat var. Peki orada durumlar nasıl?
Oralarda pek bir problem yok. Ha tabii foruma ve bazı projelere ayırdığım zamanlar arada gerçek hayatımdan çalabiliyor orası ayrı.
Hobilerin ve fobilerin neler?
Hobilerim; kitap okumak, kült müziklere olabildiğince vakit ayırmak, basketbol izlemek ve sanırım yazmak.
Fobilerime gelecek olursak; 1.si net böcekler, yaşam içi insan hareketlerine geçer isem haksızlığa asla tahammülüm yok. Ha bir de; kendini bir kez olsun bir şey okumaya adamamış, genel kültürü sıfır insanlara karşı önyargım var. Anlama güdüsü az olan insanlarla anlaşamıyorum çünkü.
En sevdiğin filmler ve diziler hangileri?
Çok var ama listeleyeyim: Forrest Gump, Esaretin Bedeli, The Shining, Godfather, 12 Öfkeli Adam(12 Angry Men), Kuzuların Sessizliği, Schindler’in Listesi, Leon: The Professional(Sevginin Gücü) ve The Hateful Eight. Umarım bazı filmleri unutmamışımdır, unuttuysam okurken çok üzüleceğim.
Dizilere geçeyim: Hannibal, Sherlock, Sons Of Anarchy, Californication, After Life, Breaking Bad, Mindhunter. Bu kadar yeterli sanırım kaliteli dizi. Fazla kafa ütülemeyeyim.
Kitap okuyor musun? Okuyor isen en sevdiğin kitap hakkında bize bilgi verebilir misin?
Tabii ki okuyorum. Zaten kitap okumadan geçen bir ömür bir tık boşa geçmiş bir ömür gibi bana göre. 1 Tane kitap listelemem beni üzecek olsa da: Anton Çehov - Altıncı Koğuş derdim. Bir taşra kasabasının akıl hastanesinde geçiyor ve akıl hastanesindeki doktor Andrey Yefimıç ile eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç arasında geçen felsefi çatışmaya odaklanıyor. Okuyan bir insana çok şey katacağına eminim bu novelin.
108 bin kişilik bir grubun lideri olmak nasıl bir his?
Ekstra bir hissi yok. Siz ne hissediyorsanız ben de onu hissediyorum. Biz bir ekibiz ve çoğunlukla da sizlere sormadan karar almıyoruz. Bu ekipte herkesin fikrine saygım var. Eğer öyle olmasaydı ve her işe kendim karar verseydim burayı hislerimle doldurabilirdim ama bu ekibi aslında hepimiz yönetiyoruz. Ben iyi hissediyorum bu ekibin bir parçası olarak, umarım sizler de iyi hissediyorsunuzdur. :)
MC-TR ekibi hakkında neler düşünüyorsun?
Ekipte bugüne kadar olabildiğince forumdaki her arkadaşa şans verdik ve aralarında bizlere altın elmalar kaldı. Şu anda ekibin %80 inden ve forumun işleyişinden çok memnunum. %20 lik kısımda amatörlüklerini atıp kendilerini geliştirdiklerinde daha kuvvetli bir ekip olacağız.
Hep MC-TR’den konuşmayalım. Keyubu hakkında düşüncelerin neler?
Keyubu’da yüksek bir mertebede görev almıyorum sadece sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor ve yeniliklerden müşterileri, sizleri haberdar ediyorum. Dışarıdan bir söylemde bulunacak olursam kendini geliştiren ve hatalarından ders çıkaran bir firma. Umarım öyle gider.
Diğer forumlar hakkında düşüncelerin neler?
İyi veya kötü bir düşüncem yok ama yöneticilerine bir şey diyecek olursam; üyelerinize gereken değeri verin çünkü onlar var olduğu sürece sizin adınız var olacak! Derdim.
Biraz da havadan sudan konuşalım. Bir film projesine girsen adı ve konusu ne olurdu?
Bu soruyu sorduğun için teşekkür ederim. Aklıma uzun süredir takılan bir olay bu. Farkındaysan son zamanlarda hiç efsane niteliğinde bir film çıkmıyor(evet arkadaşlar Marvel filmlerini sevmiyorum ve efsane bulmuyorum). Film sektörü ne kadar para döktükçe ve ne kadar fantastik konular ele aldıkça o kadar rezil filmler çıkıyor. Bu yüzden filmimin konusu basit bir insanın günü olurdu belki de. O günden ne dramatik olaylar çıkar bir bilsen. Adını da ‘’Her şey ve Hiçbir şey’’ yapardım sanırım.
Bir oyun yapsan türü ve adı ne olurdu?
Hikayeli bir orta çağ oyunu olurdu. Ya da tarihi bir dönemde geçen M&B tarzı bir strateji oyunu olurdu. Adını ne yalan söyleyeyim düşünmedim, kafadan bir şey atmak da istemem.
Yapmadığın, yapamadığın için pişman olduğun şeyler var mı?
Hayatımdaki en önemli insanlardan olan dedemi ölmeden önce bir kez görememem en büyük pişmanlıklarımdan. Onun dışında verdiğim kararlar kötü bile olsa arkasında durmam gerekiyor.
Harika bir röportajdı. Ben çok keyif aldım umarım sende benim gibi düşünüyorsundur. Son olarak MC-TR üyelerine neler söylemek istersin?
Güzel sorulardı ve güzel bir röportajdı. MC-TR üyelerine gerçek hayatta sağlık ve mutluluk diliyorum. Aynı zamanda da forum içi bir dertleri olursa gerek üst yönetime gerek bana çekinmeden iletmelerini istiyorum. Kendinize çok iyi bakın, bu forum sizin için var ve sizin çoğunluğunuzun istediği her şeyi yerine getirmek bizlerin görevi, bunu unutmayın. Sevgiyle kalın.
Moderatör tarafından düzenlendi: