Hikaye ENTİTY 303 GİZEMİ

Bilal Bera

Yay Yok, İskelet Yok
Katılım
30 Temmuz 2025
Mesajlar
285
Elmaslar
157
Puan
1.555
Konum
Kocaeli
Minecraft
bilalbera

Discord:

bilalbera2424

BİLAL BERA
SUNAR

NOT: Yapay Zeka Görsellerde Hata Yapabilir. Kusuruma Bakmayın

ENTİTY 303 GİZEMİ - Bölüm 1: Sislerin Arasındaki Siluet
Her şey sıradan bir Minecraft akşamında başladı. Sınıftaki ödevleri bitirdikten sonra kafa dağıtmak için bilgisayarın başına geçmiş, tek oyunculu (Singleplayer) dünyama giriş yapmıştım. Dışarıda hafif bir yağmur çiseliyor, odamdaki tek ışık ekranın yaydığı o tanıdık parıltıdan geliyordu.

Dünyamda her şey bıraktığım gibiydi: Tepenin üzerindeki tahta evim, küçük tarlam ve çitlerin arkasındaki koyunlarım... Akşam oluyordu. Güneş pikselli dağların arkasında batarken, karakterimi yatağa yatırmak için eve doğru koştum. Tam kapıdan içeri girecektim ki, ekranın sol alt köşesindeki sohbet kutusunda bir yazı belirdi:

[Sistem]: Player303 oyuna katıldı.

Aniden donakaldım. Kalbimin hızlandığını hissettim. Bu imkansızdı. Dünya tamamen yerel, internete kapalı bir Singleplayer haritasıydı. Arkadaşlarımla oynadığım bir sunucu bile değildi. "Herhalde bir glitch veya mod hatası oldu," diye düşündüm kendi kendime. Ama içimi tuhaf bir ürperti kaplamıştı bile.

Sohbet satırına "Kimsin?" yazıp enter'a bastım. Cevap gelmedi.

Tam o sırada, evin arkasındaki ormanlık alandan garip bir ses yükseldi. Normal bir Minecraft zombisi veya iskeleti gibi değildi; sanki oyunun ses dosyaları bozulmuş gibi, derinden gelen dijital bir cızırtıydı. Karakterimi hemen döndürüp ormana doğru baktım.

Ağaçların arasında, yoğun bir sis tabakasının arkasında bir karaltı duruyordu.

Gözlerimi kısıp ekrana iyice yaklaştım. Herobrine efsanesini herkes bilirdi ama bu o değildi. Bu karakter tamamen bembeyaz bir cübbe giymişti. Kafasındaki kapüşonun altından, karanlığın içinden parıldayan kırmızı gözleri doğrudan bana bakıyordu. Olduğu yerde hiç hareket etmeden, sadece izliyordu.

Klavyedeki ellerimin terlediğini fark ettim. Oyunda sabah olması için yatağa sağ tıklamaya çalıştım ama ekranın ortasında şu yazı çıktı:“Şu an dinlenemezsiniz, yakınlarda canavarlar var.”

Tekrar ormana baktığımda, o beyaz cübbelinin tam arkasında, ağaçların tepesinde garip bir şey fark ettim. Yapraklar ve odunlar havada asılı kalmış, bloklar kendi kendine siliniyordu. Oyunun kodları gözlerimin önünde çöküyordu.

Aniden sohbet kutusunda kırmızı harflerle yeni bir mesaj belirdi:

Player303: 404 Error. Entity Not Found. Ama ben seni buldum.

Gemini_Generated_Image_omrsh1omrsh1omrs.webp


Mesajı okumamla birlikte, o beyaz cübbeli figür inanılmaz bir hızla, sanki ışınlanarak evimin kapısına kadar geldi. Kırmızı gözleri tüm ekranı kaplamıştı. Kulaklığımdan gelen o cızırtı sesi artık katlanılmaz bir boyuta ulaşmıştı.

Korkuyla farenin sol tıkına basıp vurmaya çalıştım ama oyun tamamen dondu. Ekran karardı. Bilgisayarın fanları son hızla dönmeye başladı.

Ve tam o anda, arkamdaki odanın kapısı hafifçe gıcırdadı...

ENTİTY 303 GİZEMİ - Bölüm 2: Koddaki Çatlaklar

Odanın kapısından gelen gıcırtıyla birlikte arkama dönmeye bile cesaret edemedim. Sırtımdan aşağı soğuk bir ter boşanmıştı. Kulaklığı fırlatıp hızla arkama baktım. Kapı sadece birkaç santim aralanmıştı; koridorun karanlığı odama sızıyordu. Kedim pofuduk içeri girmeye çalışıyor olmalıydı diye kendimi sakinleştirmeye çalıştım ama içimdeki o ürperti geçmek bilmedi.

Hızla kalkıp kapıyı kapattım, kilitledim ve tekrar bilgisayarın başına geçtim.

Ekran hâlâ simsiyahtı. Tam kasanın güç düğmesine basıp bilgisayarı kapatmaya yalanıyordum ki, ekran aniden mavi bir ışıkla parladı. Ancak bu bildiğimiz Windows mavi ekran hatası (BSOD) değildi. Ekranın ortasında, Minecraft piksel yazı tipiyle yazılmış tek bir satır vardı:

System.Exception: 303 injected successfully.
Bilgisayar kendi kendine yeniden başladı. Masaüstü açıldığında, Minecraft’ın kendi kendine tekrar çalıştığını gördüm. Oyun ana menüde duruyordu ama arkadaki o tanıdık, huzurlu panorama arka planı tamamen değişmişti. Orman yanıyor, gökyüzü ise tamamen kızıl bir renge bürünmüştü.

Korkuma yenik düşen merakım, beni "Tek Oyunculu" seçeneğine tıklamaya itti. Dünyamın adı değişmişti. Benim verdiğim isim silinmiş, yerine yalnızca "303_PROT_01" yazılmıştı.

Dünyaya giriş yaptığımda karşılaştığım manzara karşısında nutkum tutuldu.
Evimin yarısı yok olmuştu. Sanki devasa bir silgi, blokları rastgele silip süpürmüştü.Tarlamdaki buğdaylar ters duruyor, koyunlarımın olduğu çitlerin yerinde ise sadece nether taşları bulunuyordu.

Oyunun kodları tamamen delirmiş gibiydi. Sol alt köşedeki sohbet satırı ise durmaksızın akıyordu. Sayılar, semboller ve anlamsız kod blokları yukarı doğru hızla kayıyordu.


"Beni Silemezsin"

Karakterimi hareket ettirmeye çalıştım ama farenin hassasiyeti tamamen bozulmuştu. Kamera kendi kendine gökyüzüne, o kan kırmızısı bulutlara doğru çevrildi.

Tam o sırada kulaklığımdan fısıltıya benzer bir ses geldi. Dijital olarak bozulmuş, bir insanın sesine hiç benzemeyen, mekanik bir fısıltı... Oyunun ses dosyalarının içinden geliyordu.

Sohbet kutusunda yeni bir satır belirdi:

Entity 303: Bu sadece bir başlangıç. Dosyalarını kontrol et.
Donup kalmıştım. Oyundan hemen çıkış (Alt+F4) yapmayı denedim ama işe yaramadı. Görev yöneticisini açıp oyunu zorla kapattım. Masaüstüne döndüğümde, farenin kendi kendine hareket ettiğini gördüm.

İmleç, bilgisayarımın "Belgelerim" klasörüne, oradan da .minecraft dosyasının içine girdi. saves (kayıtlar) klasörünün içinde yeni bir metin belgesi oluşturuldu. Belgenin adı şuydu: benden_kacamassin.txt

Dosya kendi kendine açıldı ve içinde şu koordinatlar yazılıydı:


X: 303 Y: 66 Z: 303

Altında ise tek bir not vardı: “Buraya gel, yoksa ben senin dünyana geleceğim.”

Oyun sanki beni çağırıyordu. Bu dijital kabusun ne olduğunu çözmek zorundaydım. Minecraft'ı tekrar açtım, dünyama girdim ve koordinatları takip etmeye başladım. Ormanın derinliklerine, sisin en yoğun olduğu yere doğru yürüdüm.

Tam X: 303, Z: 303 noktasına geldiğimde sis aniden bıçak gibi kesildi.

Karşımda, tamamen obsidyenden yapılmış devasa bir piramit duruyordu. Piramidin tepesinde ise o duruyordu. Beyaz cübbesi, karanlığın içinden parlayan o nefret dolu kırmızı gözleriyle tam karşımdaydı.

Bu sefer kaçmadı. Havada süzülerek yavaşça benim karakterime doğru yaklaşmaya başladı. Karakterimin etrafındaki bloklar teker teker havaya uçuyor, envanterimdeki eşyalar siliniyordu.

Ekranımın tam ortasında büyük, kırmızı harflerle bir geri sayım başladı:

00:05
00:04
00:03


Odamdaki ışıklar aniden patlar gibi yanıp sönmeye başladı. Bilgisayarın fanı öyle bir ses çıkarıyordu ki, sanki kasa patlayacaktı. Geri sayım sıfıra ulaştığında ne olacağını bilmiyordum ama öğrenmek de istemiyordum.

Tam o sırada, odamın kapısı bu sefer ardına kadar, büyük bir gürültüyle açıldı...


ENTİTY 303 GİZEMİ - Bölüm 3: Son Kod

Kapının büyük bir gürültüyle ardına kadar açılmasıyla yerimden sıçradım. Yüreğim ağzımda, arkama dönmeye korkarak koridordaki karanlığa baktım. Kimse yoktu. Sadece evdeki tüm prizlerden gelen hafif bir vızıltı ve mutfaktan gelen o tuhaf, ritmik tıkırtı sesi vardı.

Bakışlarımı dehşet içinde tekrar ekrana çevirdim. Geri sayım son saniyesine gelmişti:

00:00

O anda odadaki vızıltı bıçak gibi kesildi. Bilgisayarın deli gibi dönen fanları tamamen durdu. Mutlak bir sessizlik çöktü. Ve tam o sessizliğin ortasında, monitörün ekranı saniyede yüzlerce kez yanıp sönen kırmızı ve siyah kod satırlarıyla doldu. Oyun tamamen çökmüştü ama bilgisayar kapanmıyordu.

Ekrandaki kodlar aniden durdu ve tüm pikseller bir araya gelerek o beyaz cübbelinin yüzünü oluşturdu. Kırmızı gözleri doğrudan bana bakıyordu. Kulaklığı takmamama rağmen, ses doğrudan bilgisayarın iç donanımından, ana karttan geliyormuş gibi yankılandı:

"Bu dünyayı biz yarattık, siz sadece içinde oynuyorsunuz. Ama artık temizlik vakti."

Farenin imleci kendi kendine hareket etmeye başladı. Ekranın sağ alt köşesinde birbiri ardına bildirimler belirmeye başladı:


  • C:/Users/Bilal/Documents - Silindi.
  • D:/Oyunlar - Silindi.
  • Sistem Dosyaları - Bozuldu.
Gözlerimin önünde tüm dijital hayatım yok oluyordu. Çaresizce kasanın arkasındaki güç kablosuna uzandım ve tek bir hamlede fişi prizden çektim.

Fişi Çekilmeyen Kabus

Normalde bilgisayarın anında kapanması gerekirdi. Ancak kapanmadı. Fiş elimdeydi, kablo boştaydı ama kasa çalışmaya, fanlar dönmeye ve o kırmızı gözler ekrandan bana bakmaya devam ediyordu. Bilgisayar gücünü prizden değil, sanki odadaki saf korkudan alıyordu.

Ekran tamamen karardı ve ortasında kan kırmızısı renkli, devasa bir yazı belirdi:

"Kordonu kesmek beni durdurmaz. Ben çoktan dışarıdayım."

Tam o esnada cebimdeki telefon titremeye başladı. Titreşim o kadar şiddetliydi ki neredeyse elimden düşecekti. Ekranı açtığımda, rehberimdeki tüm isimlerin silindiğini ve her birinin yerine "Player303" yazıldığını gördüm. Telefona bilinmeyen bir numaradan SMS geldi.

Mesajı açtım: "Arkanı dön."

Yavaşça, sanki boynumdaki kaslar taşlaşmış gibi arkamı döndüm. Odama açılan o karanlık koridorun tam ortasında, tavan kaplamasının hemen altında hafif bir sis tabakası birikmişti. Ve o sisin tam kalbinde, beyaz bir kapüşonun altından iki kırmızı nokta doğrudan gözlerimin içine bakıyordu.

Odamın kapısı kendi kendine, yavaşça ve üzerime doğru kapanmaya başladı. Son gördüğüm şey, bilgisayar ekranımın kendi kendine açılıp sohbet kutusuna son bir satır yazması oldu:

[Sistem]: Oyuncu dünyadan ayrıldı.


━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━
YAZAR: bilalbera
KURGU VE SENARYO: bilalbera (Yapay Zekadan Yardım Alınmıştır.)
ENTİTY 303 KONUSU: bilalbera
FİNAL TARİHİ: 18 Haziran 2026
━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━
BÜTÜN HİKAYE BOYUNCA KULLANILAN KARAKTERLER:
William:
Hikayenin Ana Karakteri
Entity 303: Düşman

━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━
OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER!
━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━━
 
Son düzenleme:
Eline sağlık kedi adam çok güzel olmuş yeni bölümü de bekliyoruum
 

Hala Discord sunucumuza katılmadın mı?

Büyük bir topluluğun parçası ol, etkinliklere katıl ve özel hediyeler kazanma şansı yakala!

Şimdi Katıl