Türk Tarihinin Gelişimi | Türkler Kimdir | Türkler Hakkında Birçok Şey

ultraPvP_Offical

Ne mutlu Türküm diyene !
Yasaklandı
Katılım
19 Ağustos 2017
Mesajlar
432
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
232
Türkler kimdir , tarihte Türkler.
Türkler kimdir tarihte Türklerin yeri nerededir bir çoğumuz belki bilmiyor veya yanlış biliyoruz.Haydi bu yanlışı düzeltelim.


Antik çağ döneminde Ogur,Oğuz , Han vb. isimleri benimsemiş olan halklar Göktürkler döneminde Türk ismini benimsemiştir.Bu dönemden sonra Türk dili konuşan halklar Genel olarak kendi topluluk isimlerini korumuş ancak Türk ismini kabullenmiştir.

Hilafet Devletleri zamanında Müslüman Araplar, tüm Türk dili konuşan halkları Türk adıyla anmış, 11. yüzyılda da Karahanlı Türklerinden Kaşgarlı Mahmut “Divan Lügat-it-Türk” adlı ansiklopedisinde de, döneminde ulaşabildiği Türk dili konuşan halkları Türk olarak adlandırmıştır.
2002 yılında Türkolog Prof. M. Zakiev ise, “…Türk adını geniş anlamda kullandığını ve tarihin bir döneminde veya günümüzde Türk dil ailesi kapsamına giren diller konuşan tüm halkları kapsadığını…” belirtmektedir.


Hint-Avrupa-Ari dillerinde ve Arapça’da ise bir kelimenin “sadece sessiz harfleri kök sayılarak” yeni sözcükler üretilebilmektedir .Türk dil ailesinde ise, kök kelime hiç değiştirilmeden yeni sözcükler üretilmektedir. Örnek verecek olur isek
"gel" Kelimesine getirilen ekler ile "Gel, gelen, gelin, gelir, gelişme, gelincik " kelimeleri türeyebilmektedir.
Bu yöntem, Türkçenin “hem istikrarlı hem dinamik” bir dil olmasını da sağlamaktadır. Ancak, lehçe farklılıkları ve göçebe hayat tarzları + yeni veya yabancı kök kelimeler üzerine yeni sözcükler üretilmesi gibi gelişmelerin, sayısız kabile-boy isminin ortaya çıkmasına, daha da farklılaşan kabile-boy isimlerine, hatta bunların farklı halklar olarak algılanmalarına da yol açtığı görülmektedir.


Türklerin göç etmelerinin sebepleri:

Türklerin geçmişten bu yana uğraştıkları hayvancılık mesleği onlara hep yeni yerler arama zorunluluğunu benimsetmiştir.İlk ortaya çıktıkları Sibirya’nın ikliminin çok sert ve tarıma elverişli alanlarının az olması, Türklerin tarihin çok erken zamanlarında hayvanları ehlileştirebilmelerine ve hayvancılığa dayanan bir ekonomi ve hayat biçimi oluşturmalarına yol açmıştır. Sibirya halklarının bölgenin zor iklim şartlarında yerleşik hayatın gerektirdiği faaliyetlere yönelmelerine rağmen, ekonomilerinin temelini oluşturan hayvanlarının iyi beslenmesi kendilerinin de iyi beslenmesini sağlayacağından, mevsim, iklim ve coğrafya şartlarında hayvanlarının en iyi besleneceği bölgelere göçlerinde bir süreklilik sağlamış, nüfus çoğaldıkça birbirinin peşi sıra daha batıya ve güneye ilerlemişlerdir.
(Bu veriler, Türkiye okullarında okutulan tarih kitaplarında Türklerin Orta Asya’dan kuraklık ve çölleşme sonucu ayrıldıkları görüşünün de yanlış olduğunu göstermektedir. )


Göçebe Ekonomisi – Tarım Ekonomisi

Günümüzde tarım, hammadde, sanayi, teknoloji, finans, ticaret, sanat, bilim, bilişim, iletişim, savunma, turizm, ulaştırma gibi çeşitli sektörlerin farklı kompozisyonlarına dayalı ekonomileri olan ülkelerin birbirinden farklı sosyal ve siyasal örgütlenmelere, eğitim modellerine ihtiyaç duymaları veya geliştirmeleri, hatta bunun farkına varmaları veya varamamaları bile başlangıcından günümüze insanlık tarihinin belirleyici bir değişkeni mahiyetinde olmuştur.
Bu manada, Avusturya aborjinleri örneğinde görüldüğü gibi bazı avcı, toplayıcı veya avcı-toplayıcı halkların yaşam biçimlerini günümüze kadar değişmeden sürdürdükleri görülürken, Ural-Altay halklarının daha çok hayvancılığa dayalı göçebe, yarı-göçebe yaşam biçimleri oluşturdukları, bunun da çiftçiliğe dayalı yaşam biçimini seçen diğer halklarla aralarında, önemli toplumsal ve siyasal farklılıklar oluşmasına yol açtığı görülmektedir.


Tarıma dayalı yaşam biçimini seçen halklar, ekonomileri nedeniyle tarımsal alanlara ve tarımsal ürünlerinin hasat zamanına bağımlı hale gelmişler, tarımsal alanlarının mülkiyetini korumak için de diğer halklara kapalı olan bir toplum modeli diyebileceğimiz bir tarzda örgütlenmişlerdir.

Göçebe halklar ise, hayvanlarından elde ettikleri et, süt, yoğurt ve yağ ile beslenmiş, hayvanlarının deri ve yünlerini işleyerek giyinmiş ve çadırlarını bunlarla yapmış ve kendilerine bu imkânları sağlayan hayvanlarını da, Prof. Anatole A. Klyosov’un ifadesiyle “yiyeceklerini de yanlarında taşıdıklarından” belirli bir tarımsal alana bağımlılıkları olmamıştır.

Prof. Anatole A. Klyosov; “…Türklerin avcı-toplayıcı ekonomiden hayvan yetiştirmeye dayanan ekonomiyi geliştirdiklerini, göçebe kültürünün kadın-erkek eşitliğini, bağımsızlık ve eşitçiliği, askeri yetenekler ve teknikleri ile tüm dünyaya dağılmalarında kültürleri kadar önemli olan kendilerine olan benzersiz güvenlerini yarattığını…” belirtmektedir. [Anatole A. Klyosov, Overview of Türkic genetics, 2010-2012]

Altay-Türk dili konuşan halkların yerleşme bölgeleri

12 bin yıl önce dünyanın beş kıtasının toplam nüfusunun 1-10 milyon (rahat rahat mis gibi ), 7 bin yıl önce ise 5-20 milyon arasında (Ankara veya İstanbul nüfusu kadar) olduğu tahmin edildiğinden, yeryüzünde yerleşime açık çok geniş alanlar bulunduğu anlaşılmakta, atı evcilleştiren, hayvan yetiştirmeye dayanan ekonomileri nedeniyle bir yere bağımlılıkları olmayan Türklerin de çok çeşitli bölgelere göç etmesi için çok yönlü maddi zeminin hazır olduğu görülmektedir.




Türkçenin Gelişim Evreleri


Türkçenin-Gelişim-Evreleri.png





A. ESKİ TÜRKÇE

Türkçenin yabancı etkilere en kapalı dönemi olan Eski Türkçe, 6. ve 13. yüzyıllar arasında etkili olmuştur. Bu dönem Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar devrini kapsar. Türkçenin ilk yazılı belgeleri bu döneme ait olduğundan Eski Türkçe için Türk yazı dilinin ilk devresi denebilir. Bu dönemdeki dilin tarihî seyrini izlemek için başta Orhun Kitabeleri olmak üzere elimizde bol miktarda yazılı kaynak vardır. Eski Türkçe dönemine ait metinler üç grupta toplanır.

a. Göktürk metinleri: “Türk” adıyla kurulan MS 552-745 yılları arasında hüküm süren Göktürklerin yazmış olduğu metinlerdir. Göktürkler kendi geliştirdikleri Göktürk alfabesiyle taşlar üzerine yazılar yazmışlar, kitabeler oluşturmuşlardır. Çok sayıda olmasına rağmen “bengi taş” da denen bu yazıtların en ünlüleri Kül Tigin, Bilge Kağan ve Vezir Tonyukuk adına diktirilen ve Köktürk Yazıtları (Orhun Abideleri) adıyla bilinenlerdir.

b. Uygur metinleri: Tarih sahnesinde Köktürklerden sonra çıkan Uygurların oluşturdukları metinlerdir. Budizm’i ve Maniheizm’i benimseyen Uygurlar, yeni dinlerinin de etkisiyle çeşitli taşlar ve kâğıtlar üzerine Uygur yazısı ile metinler yazmışlardır. Bu eserlere Doğu Türkistan’daki kazılar sonunda ulaşılmıştır. Bu kazılarda bulunan yüzlerce eserin çoğu Budizm’le ilgilidir.


Sekiz Yükmek (Sekiz Yığın), Altun Yaruk (Altın Işık), Irk Bitig (Fal Kitabı), Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzadenin hikâyesi) Uygurlara ait metinlerdendir.

c. Karahanlı metinleri: 840-1212 tarihleri arasında, devlet ve medeniyet kuran Karahanlılara ait olan metinlerdir. İlk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar döneminde İslami dönemin etkilerini taşıyan Divân-ı Hikmet, Atabetü’l-Hakayık, Dîvânü Lûgati’t-Türk ve Kutadgu Bilig gibi eserler yazılmıştır.

Türkler, 12. yüzyıldan itibaren batıya ve kuzeye doğru yayılarak yeni yerleşim yerleri edinmiş, değişik kültürlerle içli dışlı olmuşlardır. Türklerin medeniyet dairesinde yapmış oldukları bu değişiklikler dillerine de yansımış, Türkçenin yapısında önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Türkçe, bu dönemde Batı Türkçesi ve Kuzey-Doğu Türkçesi olmak üzere iki kola ayrılmıştır:

B. BATI TÜRKÇESİ

Eski Türkçe devresinden sonra Orta Asya’dan batıya doğru yayılan Batı Türklerinin kullandığı dildir. Batı Türkçesi 13. yüzyıldan günümüze kadar gelmiştir. Oğuz şivesine dayanan Batı Türkçesi gelişimini Eski Anadolu Türkçesi, Oğuzca ve Çağdaş Dönem Türkçesi şeklinde sürdürmüştür. Fakat Oğuzca içinde Doğu ve Batı Oğuzca olarak iki daire belirmiştir. Bunlardan Doğu Oğuzcası Azeri Türkçesi, Batı Oğuzcası ise Osmanlı Türkçesidir. Bu iki dil arasındaki fark, Azeri Türkçesinin, Kuzey-Doğu Türkçesinin etkisinde daha çok kalmasından kaynaklanmaktadır. Azeri Türkçesi daha çok Azerbaycan, Kafkasya, Irak ve Doğu Anadolu sahalarında; Osmanlı Türkçesi Orta Anadolu, Batı Anadolu, Balkanlar gibi geniş bir coğrafyada konuşulur. Batı Türkçesinin dönemleri şunlardır:

a. Eski Anadolu Türkçesi: Batı Türkçesinin ilk devresidir. Eski Türkçenin izlerini taşıyan bu Türkçe, 13 ve 15. asırlarda Anadolu’da konuşulan Türkçedir. Batı Türkçesinin geçiş evresidir. Bundan dolayı bu döneme Batıdaki Orta Türkçe diyebiliriz. Bu dönemde Arapça ve Farsça unsurlar henüz fazla değildir fakat yabancı terkipler kullanılmaya başlanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve ilk Osmanlıların yazı dilidir. Yunus Emre’nin “Divan”ı, “Risatetü’n Nushiye’si, Süleyman Çelebi’nin Mevlit’i, Âşık Paşa’nın “Garipname”si, Hoca Dehhani’nin kaside ve gazelleri bu dönemin en güzel örnekleridir.

b. Osmanlı Türkçesi: Batı Türkçesinin ikinci devresidir. 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar devam eder. Eski Anadolu Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki dönemdir. Eski Türkçenin etkileri kaybolmuş, dile yeni gramer şekilleri girmiştir. Bu dönemde kültürel etkileşimden dolayı dilimizde Arapça ve Farsça unsurlar, kelime ve terkipler bolca yer almıştır.


c. Türkiye Türkçesi: Batı Türkçesinin üçüncü ve son devresidir. 1908 Meşrutiyeti ile başlayan ve günümüzde de varlığını sürdüren bir yazı dilidir. Bugün bu devrenin içinde bulunuyoruz. Gramer özellikleri Osmanlıcayla benzerlik gösteren bu dönemde, dil oldukça sadeleşmiş, cümle kısalmış, yabancı sözcük ve tamlamalar büyük ölçüde bırakılmıştır. Bu dönemde İslami kültür unsurlarının Türkçe üzerindeki etkisi azalmış, Batılı kültür unsurlarının etkisi ise artmıştır. Günümüzde Kıbrıs, Balkanlar ve Anadolu’da konuşulan Türkçe, Türkiye Türkçesi olarak değerlendirilmektedir.



ÇAĞDAŞ DÖNEM TÜRKÇESİ

Çağdaş Türkçe şu anda Türk devletlerinde ve Türklerin yaşadığı bütün bölgelerde devam etmektedir. Bu dönem Türkçesi kendi içinde Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi gibi bölümlere ayrılmıştır.

Peki ya Türklerin geçmişten günümüze uzanan adetleri nelerdir ?


1. DOĞUMLA İLGİLİ GELENEKLER

2 . SÜNNET TÖRENİ

3. ASKERE UĞURLAMA VE ASKER KARŞILAMA

4. EVLİLİKLE İLGİLİ GELENEKLER

5.HAC GELENEKLERİ

6. ÖLÜMLE İLGİLİ GELENEKLER

7. BAYRAM GELENEKLERİ

8. MEVSİMLİK BAYRAMLAR


Konumu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün şu sözü ile bitirmek isterim.
Geçmişini Bilmeyen Geleceğine Yön Veremez


Iyi günler, Esen kalın.
Alıntılardan yararlanılmıştır.
 

Ekler

  • Untitled-3.png
    Untitled-3.png
    3,9 KB · Görünt.: 30
  • Untitled-3.png
    Untitled-3.png
    3,9 KB · Görünt.: 26
Son düzenleme:

ultraPvP_Offical

Ne mutlu Türküm diyene !
Yasaklandı
Katılım
19 Ağustos 2017
Mesajlar
432
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
232
dersime biraz çalışırım sayenizde :)
Forumdaki en yararlı konulardan biri olduğunu düşünüyorum,Yetenekli kalem üyesi arkadaşlara da tavsiyemdir oyun konuları yerine tarihimizi tanıtacak , geçmişimizi öğretecek konular açmak yararlı olabilir.
 

ultraPvP_Offical

Ne mutlu Türküm diyene !
Yasaklandı
Katılım
19 Ağustos 2017
Mesajlar
432
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
232

FairyTale_

Koydum Çalışma Masasını
Katılım
31 Aralık 2018
Mesajlar
73
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
73
Değerli ziyaretçimiz lütfen, içeriği görüntüleyebilmek için Giriş veya Kayıt Ol anlayışınız için teşekkürler.


Alıntı yaptığını belirt, lütfen.
 

RebelZone

Anam! Lav Yaktı Beni
Katılım
29 Aralık 2018
Mesajlar
774
En iyi cevaplar
2
Elmaslar
1.741
Tam 1349 kelimelik bir konu başarılar efenim.
Galiba Yetenekli Kalem için çabalıyorsunuz yoksa konu açtığınızı görmedimde.
Ama alıntı birçok yeri direk almışsınız kendi metinlerinizide yazarsanız daha iyi olacaktır.
Görsel sayısı yetersiz sadece bir görsel var.
İyi Forumlar Dilerim...
 

ultraPvP_Offical

Ne mutlu Türküm diyene !
Yasaklandı
Katılım
19 Ağustos 2017
Mesajlar
432
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
232
Değerli ziyaretçimiz lütfen, içeriği görüntüleyebilmek için Giriş veya Kayıt Ol anlayışınız için teşekkürler.


Alıntı yaptığını belirt, lütfen.
Konu burada insanların bilgilenmesi , forumda gezinirken bir şeyler öğrenmesi.Alıntı yapmadan doğru bilgiyi veremem illa ki bir yerden bakıp yazacağım , ekleyeceğim.
Mesajınız otomatik olarak birleştirildi:

Tam 1349 kelimelik bir konu başarılar efenim.
Galiba Yetenekli Kalem için çabalıyorsunuz yoksa konu açtığınızı görmedimde.
Ama alıntı birçok yeri direk almışsınız kendi metinlerinizide yazarsanız daha iyi olacaktır.
Görsel sayısı yetersiz sadece bir görsel var.
İyi Forumlar Dilerim...
Hiçbir şekilde o guruba dahil olmam öyle bi amacım da yok.Teşekkür ederim yorumun için.
 

FairyTale_

Koydum Çalışma Masasını
Katılım
31 Aralık 2018
Mesajlar
73
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
73
Konu burada insanların bilgilenmesi , forumda gezinirken bir şeyler öğrenmesi.Alıntı yapmadan doğru bilgiyi veremem illa ki bir yerden bakıp yazacağım , ekleyeceğim.
Copy + paste ayrı bir şey, bir kaynağa bakıp bilgilendirmek ayrı bir şey.
 

ddOpher

Bir Hilal uğruna, ne Güneşler batıyor!
Katılım
13 Ekim 2017
Mesajlar
138
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
86
Güzel bir konu olmuş, anlatımın hoş geldi cidden.

Lakin, fotoğraf desteği yaparsan güzel bir konu olacaktır :)

İyi Forumlar!
 

Bluter

Öfkelen, ışığın giderek sönmesine karşı öfkelen.
Katılım
13 Aralık 2018
Mesajlar
229
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
328
2 kelime ile anlatırsak; Türkler biziz.
 

ultraPvP_Offical

Ne mutlu Türküm diyene !
Yasaklandı
Katılım
19 Ağustos 2017
Mesajlar
432
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
232

KonsolCraftTR

Play.KonsolCraftr.Tk
Katılım
26 Ağustos 2018
Mesajlar
1.087
En iyi cevaplar
0
Elmaslar
218
Gayet Hoş Ve Gayet Bilgilendirici Bir Konu Ellerine Sağlık
 
Yukarı Alt